Menu

İçinizi ısıtacak bahar gezmeleri

İçinizi ısıtacak bahar gezmeleri

Soğuk günler yaşadık, yağmurlar yağdı, yerler beyaz örtüyle kaplandı. Ama artık bunları geride bırakma ve bedenimizi bahara hazırlama zamanı geldi. Doğaya doğru bir yolculuk yapmaya hazır mısınız? Birbirinden keyifli yerleri gezerken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.

ABANT
Sadece kış aylarında değil, postere benzeyen manzarasıyla Abant, bahar aylarında da uğramanız gereken bir yer. Temiz havası ve kuş cıvıltıları arasındaki Abant Gölü kaynak sularından oluşmuş bir doğa harikası. Göl etrafında ve ormanlık bölgede, çam, köknar, kayın ağaçları arasındaki gezinti ve doğa yürüyüşleri yapabilirsiniz. Ayrıca göl etrafında romantik fayton gezileri de yapmak mümkün. Göl manzarasının tadını çıkarmak için su bisikleti ya da sandal kiralamak da iyi bir fikir olabilir. Balık tutmayı seviyorsanız, belli bir ücret karşılığı gölde benekli mercan ve alabalık avlayabilirsiniz. Otantik alışverişten hoşlanıyorsanız Abant’a giderken, Hereke’de mola verip yöreye özgü ipek halı atölyelerini ziyaret edebilirsiniz. Doğal beslenmeyi tercih edenler Abant’ta kurulan köy pazarındaki organik gıdalara mutlaka göz atmalı. Et seviyorsanız, bölge mutfağına özgü bakır sahanda kebap ve bıldırcın ızgaranın da tadına bakın.

Nasıl Gidilir?
İstanbul’dan gidecek olanlar TEM otoyolunda Bolu istikametine devam edip Düzce’yi geçtikten sonra Bolu Tüneli’ne girecekler. Tünelden çıktıktan sonra Abant gişelerinde otoyoldan çıkılıyor; 22 km sonra Abant Gölü Milli Parkı’na varılıyor. İstanbul’dan Abant’a yolculuk yaklaşık üç saat sürüyor.


AĞVA
Doğa kusursuz, hava temiz, balıklar leziz... Ağva, İstanbul’un yanıbaşında ailece gidip huzur bulacağınız hoş sürprizlerle dolu bir yer. Batı Karadeniz sahilinde yer alıyor. Yemyeşil vadilerin, sık bitki dokusunun yanı sıra fındık ve yaprağını dökmeyen ağaçların da sıkça rastlandığı bir bölge. Girişte ilk dikkati çeken balıkçı tekneleri oluyor. Nostaljik bir balıkçı köyüne girdiğiniz hissi sizi sarıp sarmalıyor. Kendinizi denize yakın veya çayların üzerine kurulu lokantalardan birine atmak istiyorsunuz. Durgun suyun yüzeyi ara sıra geçen teknelerin çıkardığı dalgalarla bozulsa da, çok geçmeden sazan, turna ve kefal balıklarının geçişini görebiliyorsunuz. Kıvrık boyunlu tepeli gri balıkçıl kuşlarının da zaman zaman ziyaret ettiği dereyi, kiralık sandallarla mutlaka gezmelisiniz. Yol boyunca size eşlik edecek su kaplumbağaları ve kurbağalar da yolculuğunuzu unutulmaz kılacak.

Nasıl Gidilir?
İstanbul’dan 110 km uzaklıkta yer alan Ağva’ya yaklaşık bir buçuk saatlik yolculuk sonunda varabilirsiniz. Şile yolunu uzun zamandır kullanmadıysanız virajları gözünüzde büyütmeyin. Şile’den sonra ünlü feneri geçip Ağva-Kandıra sahil yolunu tercih ederseniz, mimari doku ve araları beşer dakika olan birbirinden güzel köyleri görebilirsiniz.


POLONEZKÖY
Polonezköy, İstanbul’un arka bahçesinde, doğanın yeşilini korumayı başardığı nadir yerlerden biri olarak dikkat çekiyor. Anadolu yakasında Beykoz sırtlarındaki bu şirin yer, bir Polonya köyü. 1800’lerin ortalarında Abdülmecit’in izniyle köye yerleşen göçmenlerin torunları hâlâ burada yaşıyor. 60’ı safkan 500 Polonyalı’nın yaşadığı bu yeşil cennet, tertemiz havası ve doğal güzellikleriyle şehrin gürültüsünden uzaklaşmak isteyen İstanbullular için doğanın huzurlu kollarına bir ‘kaçamak’ anlamı taşıyor. Köye gelmeden başlayan ve sizi çepeçevre saran yeşillik ve bahar kokusu, insana kendini adeta bir masal diyarına gelmiş gibi hissettiriyor. Polonezköy sadece güzellikleriyle değil, aynı zamanda misafirperverliğiyle de öne çıkıyor. Köyde otel veya pansiyon olarak hizmet veren irili ufaklı birçok villa bulunuyor. Köyün evleri bodur duvarlarla çevrili ve bu duvarları güçlendiren sık ve yüksek ağaçlar mevcut. Evlerin girişleri yediveren gülleri diye adlandırılan çiçeklerle çevrelenmiş. Köy meydanında yerli halk tarafından üretilip satılan cam eşyalar bulabilirsiniz. Ayrıca yine meydanda kiralanmayı bekleyen atlardan birine atlayıp tek başınıza özgürlüğün tadına varabilirsiniz. Özel koşu ve bisiklet parkurlarına sahip Polonezköy, paintball, binicilik, golf, tenis gibi sporları yapmak için de çok uygun. Piknik alanlarında ailenizle keyifli bir hafta sonu geçirdikten sonra yeni haftayı enerji depolamış ve dinlenmiş bir şekilde karşılayabilirsiniz.

Nasıl Gidilir?
Avrupa yakasından gidenler için; Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü geçtikten sonraki ilk sapak, Anadolu yakasından gelenler için; Fatih Sultan Mehmet Köprüsü son çıkış olan Kavacık sapağından girdikten sonra ilerleyin ve yeni otobana (Riva yolu) girin. Düz olarak devam edin, sağdaki tali yola girmeyin. Polonezköy tabelasını da göreceksiniz.


BÜYÜKADA
Geminin yanaştığı iskeleden Büyükada’nın meydanına açılan kapıdan geçtikten sonra kendinizi zamanın donduğu bir yerde hissedeceksiniz. Sol tarafta balıkçıları, biraz ileride tadına doyulmaz waffle yapan dükkanları göreceksiniz. Büyükada havaların ısınmasıyla birlikte mutlaka görmeniz gereken yerler arasında yer alıyor. Motorlu taşıtların yasak olduğu adada dolaşmak için isterseniz faytonu, bacaklarınıza ve kondisyonunuza güveniyorsanız da bisikleti tercih edebilirsiniz. Cumbalı konakları ve bahçelerindeki devasa ağaçlarıyla Büyükada huzur ve sakinlik garantisi veriyor. Pek çok tarihi yapıya da ev sahipliği yapan adanın en yüksek tepesinde Aya Yorgi Kilisesi ve Aya Yorgi Manastırı bulunuyor. Buradaki ilk yapı, M.S. 6. yüzyılda inşa edilmiş. Bu mevkide, birçok kilise ve manastırın kalıntıları da var. İsa Tepesi’ndeyse, Hristos Kilisesi ve manastırıyla Rum Yetimhanesi bulunuyor. Sahilde balık lokantalarından birinde keyifle yemeğinizi yiyebilirsiniz. Büyükada ziyaretiniz 23 Nisan’a denk gelirse, çok sayıda insanın 200 metrelik tepeyi tırmanıp Aya Yorgi Kilisesi’ne ulaşmak ve dua etmek için yarıştığını da görebilirsiniz.

Nasıl Gidilir?
Prens Adaları’na Sirkeci, Kabataş, Kartal, Kadıköy ve Bostancı’dan düzenli olarak vapur seferleri yapılıyor. Ayrıca Büyükçekmece, Kabataş ve Bostancı’dan deniz otobüsleriyle adalara ulaşılabiliyor. Mevsime göre saatleri değiştiği için önceden bilgi almanızda fayda var.


ŞİLE
Karadeniz’in kıyısındaki Şile, doğal güzelliklerinin ve plajlarının yanı sıra çok sayıdaki tarihi eserle de ilgi odağı olmayı başarıyor. Türkiye’nin en büyük, dünyanınsa ikinci büyük feneri olan Şile Feneri’ne ev sahipliği yapan Şile’de gezmeniz gereken güzellikleri şöyle sıralayabiliriz; Kumbaba Tepesi: İlçenin en önemli turistik ve doğal fizyoterapi doktoru olarak anılan Kumbaba Tepesi, 60 rakımlı kırmızı-turuncu renkli, demir-bakır alaşımlı ve radyonktriteli kumları olan bir tepe. Kumbaba Tepesi’nin zirvesinde Kumbaba’nın mezarı bulunuyor. Eskiden Bizanslılar tarafından ‘Güneş Hamamı’ olarak kullanılıyormuş. Ağlayan Kaya: Ağlayan Kaya, Şile Feneri’nin 600 m gerisinde, taşlar arasından çıkan bir su kaynağı. Akış biçimi ağlayan bir insanın gözyaşlarına benzetildiği için bu adı almış.

Şile’den ayrılmadan önce görmeniz gereken diğer yerlerse; Şile Kalesi, Heciz Kalesi, Sarıkavak Kalesi, fenerler, kiliseler, çeşmeler ve hamamlar. Ayrıca balıkçılık açısından zengin bir yer olan Şile’de bulunan deniz ürünleri restoranlarından birine girip kendinize lezzetli bir ziyafet çekebilirsiniz.

Nasıl Gidilir?
Şile, İstanbul’a 60 kilometre uzaklıkta bulunuyor. İstanbul’un Avrupa yakasından Fatih Köprüsü’nü geçerek yola çıkarsanız, Ümraniye Şile çıkış bağlantı yolundan, Ömerli istikametinde yeni Şile Yolu’ndan devam ederek Şile’ye 45 dakikada ulaşabilirsiniz.


YEDİGÖLLER
Yedigöller Milli Parkı herkesin mutlaka gidip görmesi gereken saklı bir cennet. Her mevsim ayrı güzel olan bölge, özellikle bahar aylarında rengarenk bir örtüye bürünüyor. Doğa severlerin, doğa fotoğrafçılarının çok sevdiği bir milli park olan Yedigöller’de sessizlik, doğallık ve huzur sizi bekliyor. Milli parkta izin verilen bölgelerde kamp kurabilir ya da piknik yapabilirsiniz. Yürüyüş parkurları boyunca fotoğraf makinenizi yanınızdan eksik etmeyin. Parkın içinde geyik, sincap, karaca, tilki gibi yabani hayvanlar koruma altında. Doğa yürüyüşünüz sırasında ağaçkakanlara ve enteresan mantar türlerine rastlamanız mümkün. Milli park içinde konaklamak istiyor ve fazla konfor aramıyorsanız; çadır ve karavan dışında bungalovları da tercih edebilirsiniz. Bölgeye özgü bal, yemiş ve peynirlerin tadına bakmayı da ihmal etmeyin.

Nasıl Gidilir?
Yedigöller’e ulaşım, Ankara-İstanbul karayolunun 152. km’sinden Yeniçağ’a ve 190. km’sindeki Bolu ilinden kuzeye ayrılan yollarla yapılıyor. İstanbul-Ankara otoyolundan, Bolu-Yeniçağ çıkışından ayrıldıktan sonra Bolu-Gerede yoluna girip 19. km’deki Yedigöller tabelasını görünce dönmelisiniz.

Erdinç YAPAN


Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Sevimli Tehlikeli oyuncularının Hafta Sonu çekimi

0:00 Play

Demet Akalın röportajı kamera arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik