Menu

 90'ların unutulmaz yeteneği

 90'ların unutulmaz yeteneği

Yıllardır dilimizden düşürmediğimiz, bir türlü eskimek bilmeyen, mutlu ve hüzünlü anlarımıza eşlik eden şarkıların düzenlemesini yapıp onlara son halini veren müzik dahisi Uzay Heparı, gencecik yaşında talihsiz bir trafik kazası sonucu 21 yıl önce aramızdan ayrıldı.

Henüz 26 yaşında olmasına rağmen yeteneği ile 90'lara damgasını vuran Heparı'yı özlemle anıyoruz

Nuriye KIRMA Fotoğraflar: Hürriyet Arşiv

Kısacık ömründe son çalışması Demet Sağıroğlu'nun 'Arnavut Kaldırımı' olan Uzay Heparı, 29 Temmuz 1968'de Ermeni bir annenin ve Yahudi bir babanın oğlu olarak İstanbul'da dünyaya geldi. Küçük yaşlarda anne ve babasının yönlendirmesiyle piyano eğitimi almaya başlayan Heparı, Saint Benoit Lisesi'nden mezun olduktan sonra İTÜ Devlet Konservatuarı Piyano bölümünü bitirdi. Profesyonel müzik yaşantısına henüz konservatuarda öğrenciyken Zuhal Olcay'ın 'Küçük Bir Öykü' ve Akrep Nalan'ın 'Dağ Çiçeği' albümlerinde piyano çalarak başladı. Bu çalışma sonrasında Sezen Aksu ile tanışan müzisyen, Aksu ile uzun soluklu bir müzikal ortaklığa başladı ve bu süreçte hem beste hem de şarkıların prodüksüyonunu yapıyordu. Ayrıca ikili arasında müzik çalışmalarının yanı sıra büyük bir aşk başladı. Ancak Heparı, 1994'te görür görmez aşık olduğu ve 10 gün sonra nikah masasına oturduğu modacı Zeynep Tunuslu ile dünyaevine girdi. Aksu, o dönemde bu evlilik hakkında hiçbir yorum yapmadı. Sezen Aksu'nun 'Deli Kızın Türküsü' isimli albümünün prodüktörlüğünü yapan Heparı, Levent Yüksel Sertab Erener ve Aşkın Nur Yengi gibi önemli isimlerle de çalışıyordu. Ayrıca yönetmenliğini Atıf Yılmaz'ın yaptığı başrollerini Derya Arbaş ve Deniz Türkali ile paylaştığı 1993 yapımı 'Gece, Melek ve Bizim Çocuklar' filmiyle kamera önüne geçti. Beyoğlu'nun arka sokaklarında geçen ve underground bir teması olan film kült oldu ve Heparı'nın oyunculuğu büyük övgü aldı. Müzisyen, Aşkın Nur Yengi'nin 'Hesap Ver' ve 'Sıramı Bekliyorum', Sertab Erener'in 'Sakin Ol' ve 'Lal', Nukhet Duru'nun 'Geberiyorum', Levent Yüksel'in 'Med Cezir' ve Demet Sağıroğlu'nun 'Kınalı Bebek' albümlerine büyük emek verdi. Son çalışması 'Kınalı Bebek'i tamamladıktan sonra 20 Mayıs 1994 tarihinde motoru ile giderken Demet Akbağ'ın park halindeki arabasına çarptı ve bu trajik kazadan sonra bitkisel hayata girdi. 14 günlük bir süreç sonrasında henüz 26 yaşındayken hayata gözlerini yuman Heparı'nın kaybı müzik camiasında büyük üzüntü yarattı. Henüz altı aylık evli olduğu Zeynep Tunuslu Heparı'ya kazayı geçirmeden bir gün öncesinde bebekleri olacağı müjdesini vermişti. 5 Ocak 1995 tarihinde de çiftin oğulları Uzay Kanat Heparı dünyaya geldi. Sezen Aksu müzikal anlamda birlikte çok başarılı işlere imza attığı ve sevdiği Uzay Heparı'nın kaybından sonra 'Yas' isimli şarkısını müzisyene ithaf etti. Üzüntüsü büyük olduğu için şarkıyı söyleyemeyen ancak Levent Yüksel'e veren Aksu'nun bu şarkısı ve Heparı'yla birlikte kaydettikleri 'Küçüğüm' müzikseverleri de oldukça duygulandırdı. Uzay Heparı hayata veda etmeden önce kendisiyle yapılan bir röportajında hayata bakışı ile ilgili olarak şunları söylemişti: “Ukalalık ya da megalomani olarak algılanmasın ama bazı insanların yolculukları diğerlerinden uzun oluyor. Ben yaşıtlarımdan erken geliştim ve farklı bir hayat yaşıyorum. Benim kıstaslarım onlarınkinden her zaman farklı oldu. Genellikle beraber olduğum kadınlar benden yaşça büyüktü. Normal yaşamda ayakları yere sağlam basan bir adamken bir yanım da çok maceracı, 'Yarın ne yaşayacağım acaba?' diye geçiyor. Hiç program yapmam örneğin. Bir de geceleri yaşamaktan hoşlanıyorum. Gece olduğu anda enerji toplamaya başlıyorum. Bu çocukluğumdan beri böyle. Erken yatamıyorum, genel bir sorumsuzluğum var hayata karşı. Tek sorumluluğum piyano, müzik... Ne yapacağımı bilmemek özgürlüğümü yaşatıyor bana ve bu durum çok hoşuma gidiyor. Yaşlılığı çok düşünmüyorum ben. Yaşlandığım zaman bu heyecanları yine yaşayacağım mı bilmiyorum. Atilla İlhan'ın bir lafı vardır ya, “Aslında idam mahkumlarıdır yaşlılar.” diye. Bu yüzden her şeyi yaşamak istiyorum. Hızlı yaşamaktan ben de zaman zaman korkuyorum ama ilerisini şimdiden göremem.” Uzay Heparı, röportajda söylediği gibi arkadaş çevresi tarafından da hayata karşı duyduğu tutkuyla tanınıyordu. Herhalde yaşıyor olsaydı şimdilerde Türkiye'nin dünya çapında tanınan çok başarılı bir müzisyeni olurdu. Seni sevgiyle anıyoruz Uzay Heparı. Geride bıraktıkların için teşekkürler...

2


Benzer Öğeler (etikete göre)

Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Sevimli Tehlikeli oyuncularının Hafta Sonu çekimi

0:00 Play

Demet Akalın röportajı kamera arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik