Menu

Siren Ertan Çarmıklı ‘Diziler giyinmeyi bilmeyen kadınlarla dolu!’

Siren Ertan Çarmıklı ‘Diziler giyinmeyi bilmeyen kadınlarla dolu!’

Yıllardır, yalnız güzelliği ve zarafetiyle değil sosyal sorumluluk projelerine verdiği desteklerle de tanıdığımız Siren Ertan Çarmıklı, son yedi yıldan bu yana modacı kişiliğiyle adından söz ettiriyor. Çarmıklı’yla modadan iş hayatına, televizyon dizilerinden evliliğine ve de herkese örnek olan bir direnişle sırtını yere getirdiği amansız hastalığa karşı verdiği savaşa kadar her şeyi konuştuk.


Siren Ertan Çarmıklı ile baharın kendini hissettirmeye başladığı şu günlerde Nişantaşı’ndaki atölyesinde buluştuk. Bizi her zamanki gülümsemesiyle karşılayan Çarmıklı’yla sohbetimize modadan başladık...

Yıllardır modacı kişiliğinizle tanınıyorsunuz. Bu konuda eğitim aldınız mı?
Evet. Ben giyimine, modaya, aslında görsel olan her şeye düşkün geçirdiğim çocukluk yıllarımdan sonra, eğitim tercihimi de 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Tasarımı Bölümü’nden yana yaptım. Kısacası moda, benim her zaman ilgi alanımda oldu. Kendimi bildim bileli modayla içli dışlıydım.

Modaya ilgi duymanızın nedenlerini konuşalım mı? Bu arada size göre moda nedir?
Moda bence keyifli bir şeydir. Hayatın tuzu, biberidir. Sürekli değişkenlik göstermesinin getirdiği dinamizmini de seviyorum. Bunun ötesinde dünyada milyonlarca insana istihdam sağlıyor. Ama ‘moda’nın çok kafaya takılacak bir şey olduğunu da düşünmüyorum.

Sizce, müşterilerinizin Siren Ertan’ı tercih etmelerindeki en önemli faktör nedir?
Tercih edilmem konusunda zevkimin en önemli faktör olduğunu düşünüyorum. Kıyafetleri öncelikle kendim için ve en önemli günüme hazırlanıyormuşum hissiyatı içinde hazırlarım. Her kıyafete ayrı ayrı özen gösterirken, tasarımımla kendimi tatmin etmeyi değil, müşterimi en güzel haliyle göstermeyi hedefliyorum.

Siren Hanım kendi albümünden fotoğrafları bizimle paylaştı. Kızıl Haç Balosu’nda ünlü modacı Karl Lagerfeld ile çektirdiği fotoğraf. Şanlıurfa Harran Konacık Köyü’nde Siren Ertan Çarmıklı Anaokulu’nun önünde çocuklar ile birlikte çektirdiği fotoğraf da unutulmayan anlardan biri olmuş Ertan için. Siren Ertan, çok sevdiği köpeği Pink ile bir moda çekiminde.

Peki siz müşteri seçer misiniz?
Asla müşteri seçmem. Kapımdan ve gönlümden geçen herkes müşterim olabilir.

Geri çevirdiğiniz müşteriniz hiç olmadı mı?
Bugüne kadar sadece bir müşteriyi geri çevirdim. Çünkü başka bir modacının kıyafetinin aynısını dikmemi istiyordu. Kendisini, o elbiseyi yapan modacıya gitmesi için ikna etmeye çalıştığımda ise “Ama sizin gepierleriniz onunkinden daha iyi” dedi. Fakat ben taklit bir elbise yapamayacağımı, bu yüzden çalışamayacağımızı belirttim.

Çalışma şekliniz nasıl?
Haute couture çalıştığım için müşterilerimle randevulu buluşmayı tercih ediyorum. Böylece daha çok ilgilenebiliyorum. Ama acil durumlar ve şehir dışından gelen müşterilerimiz için hazır kıyafetler de bulunduruyoruz tabii.

Bize tarzınızdan bahseder misiniz?
Tasarımlarımla her zaman görmek istediğim asil, şık, zarif, güçlü ve stil sahibi kadını vurgularım.

Stil sahibi olabilmenin püf noktası nedir sizce?
Bence en önemli püf noktası, süreklilik göstermesidir. Bunun için de içinizden gelmesi şarttır. Ve ayrıntılar çok önemlidir…

Şık olabilmenin altın kuralları var mıdır?
Öncelikle yerine göre giyinmek çok önemlidir. Gardırobunuzu ise kusurlarınızı örtüp, güzel yanlarınızı öne çıkaran, proporsyonlarınız düşünülmüş, rengi, kalıbı, tarzı ile size en yakışan kıyafetlerden oluşturmanızı öneririm. Bu gardıroba her sezon, o sezonun modasını yansıtan parçalar ekleyerek, farklı ve zengin kombinasyonlar yaratabilirsiniz.

‘İhanetleri ve dedikoduları duymam!’
“Kıyafetleri öncelikle kendim için ve en önemli günüme hazırlanıyormuşum hissiyatı içinde hazırlarım”

Sizin giyim tarzınıza hayran olan, fotoğraflarınızı cemiyet dergilerinden izleyen orta halli aile kızlarına şık giyinmeleriyle ilgili ne gibi ipuçları verebilirsiniz? Çünkü çoğu, şıklığın tamamen parayla ilgili olduğunu sanıyor.
Doğru ve şık giyinmenin yüksek bütçe ile alakası yoktur. Önemli olan görmeyi bilmek, zevk ve bilgi sahibi olmaktır. Artık her yerde uygun fiyatlı ürünler satan mağazalar var. Çok şık ve size çok yakışacak kıyafetler bulmanız zor değil. Üstelik ülkemiz malzeme cennetidir. Eminönü, Tahtakale, Kapalıçarşı gibi yerlerde bulacağınız aksesuarlar ve süsleme malzemeleriyle giyiminizi çarpıcı hale getirebilirsiniz.

En çok ne alırsınız?
Ben ömrümün sonuna kadar kullanabileceğim, modası ve hevesim asla geçmeyecek parçalara yatırım yapmayı severim. Gardırobumu ‘eklektik bir yapı’ olarak adlandırırım ve dünyadaki hiç kimsenin gardırobuyla değişmem. Çünkü içindeki her parçayı tıpkı bir koleksiyoner gibi seçmişimdir.

Özellikle tercih ettiğiniz markalar var mı?
Son yedi yıldır gece kıyafetlerimin tamamını ve günlük kıyafetlerimin çoğunu kendim yaptığımdan daha çok çanta, ayakkabı ve aksesuar satın alıyorum. Bunlarda ise modası geçmeyecek, klasik ve kaliteli ürünler seçmek istediğimden Hermes, Chanel gibi markalara yöneliyorum.

Kadınların tutkusu olan ayakkabı ve çanta seçimlerinde nelere dikkat edilmesini önerirsiniz?
Bütçelerinin elverdiği en pahalı ayakkabı ve çantayı almalarını tavsiye ederim. Çünkü çok ucuza kaliteli ve şık ürünler alabilirsiniz ama ayakkabı ve çantanın kalitelisi pahalıdır ve sizin görünümünüzü çok etkilerler.

Seyahatlerde de olsa sokak pazarlarından alışveriş yapar mısınız?
Her zaman. Özellikle yurt dışında ya da doğuda bundan çok büyük zevk alırım. Gittiğim her yerden kumaş almak ise benim değişmez ritüelim artık.

Gardırobunuzun en değerli parçası nedir?
Maddi olarak soruyorsanız herhalde bir kürktür. Manevi olarak ise annemden ve kayınvalidemden hatıra parçalardır.

Neyi asla giymezsiniz?
Aşırı dekolte kıyafetler giymem.

Çantanızın “Olmazsa olmaz” diyebileceğiniz güzellik ürünleri nelerdir?
Nivea’nın kirazlı dudak nemlendiricisi ve La Prairie el kremi.

Bir düğüne veya bir davete giderken hazırlanmanız ne kadar sürer?
Çok kısa bir süre. Çünkü ben haftada altı gün çalışıyorum. İşten eve en erken 19.30 gibi geliyorum, bu yüzden hazırlanmak için pek vaktim yoktur. Kuaföre gün içinde uğramaya çalışırım, makyajımı ise arabada ya da ofiste kendim yaparım.

Yurt dışında gerçekleşen moda haftalarına katılmayı planlıyor musunuz?
Hayır. Eşimle kurduğumuz evliliğimizin yapısı, onsuz uzun yurt dışı seyahatlerine çıkmama, evimden ve kendisinden uzun süre uzaklaşmama uygun değil. Benim de önceliğim eşim olduğundan, işimde büyümeye gitmiyorum.

Bir röportajınızda “Gökhan’ı anne ve babamdan bile çok seviyorum” demişsiniz. Bize biraz açar mısınız, bu nasıl bir sevgi böyle?
Bence gayet normal bir sevgi. Bir kadının kocasına, bir kocanın karısına duyması gerektiği gibi bir sevgi. İlkokulda ‘aile’ kavramı bize “Çekirdek aile karı-kocadır” diye öğretildi. Gökhan benim birincil ailemdir. Ben onu koşulsuz, şartsız severim.

Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer diye bir deyim vardır. Siz iyi yemek yapabiliyor musunuz?
Annem her zaman mesleğimdeki ve dekorasyondaki yeteneğimin yanında, istediğimde harika yemekler yaratabileceğim beceri ve yüksek damak zevkine de sahip olduğumu söyler. Hayır, çok sık yemek yapmaya vaktim olmaz ama çok iyi bir ev yöneticisi olduğumu söyleyebilirim.

Evde nasıl bir Siren Ertan vardır?
Dışarıdakinden çok farklı değil; yine çalışkan, titiz, hayata dair özenli bir kadın diyebiliriz.

Diziler giyinmeyi bilmeyen kadınlarla dolu. Kadın ülkenin en zengin ailesine mensup ama suni deri çantayla kamera önüne geçiyor. Gelen oyunculuk tekliflerini sürekli reddettiğim ya da artık yaşlandığım için olsa gerek bir süreden beri teklif gelmiyor.

Güzelliğiniz ve zarafetiniz ister istemez hep ön planda oluyor. Hal böyle olunca televizyon veya sinemadan teklifler alıyor musunuz?
Yakın tarihe kadar her zaman televizyon ve sinemadan oyunculuk teklifleri alıyordum. Sürekli reddettiğim ya da artık yaşlandığım için olsa gerek, bir süreden beri teklif gelmiyor (gülüyor).

Size göre ekrandaki dizilerde en şık giyinen kadınlar kimler?
Bana göre ekranda şık kadın hiç yok ki! Hele bazı dizilere zap yaparken bile bakmaya dayanamıyorum; “Bu kadar da olmaz” diyorum. Diziler nerede, ne giyileceğini bilmeyen kadınlarla dolu. Bakıyorum, kadın ülkenin en zengin ailesine mensup bir karakteri canlandırıyor. Ancak, suni deri çantası ve sahte ya da çok sıradan olduğu bir kilometre öteden belli olan mücevherlerle kamera önüne geçiyor. Üstelik kimi zaman yeni varaklanmış, “Ben çok kötüyüm” diye bağıran bir koltuğa oturuyor. Diğer yandan konusu taşrada geçen bir dizideki köylü kızı da sabaha rimelsiz başlamıyor. Dizileri kostüm ve dekor anlamında çok rüküş, inandırıcılıktan da çok uzak bulduğumdan pek seyredemiyorum, istemiyorum. İzleyince sinirim bozuluyor.

Hayat felsefenizden bahseder misiniz?
Hayatta en önem verdiğim şey; iyi bir insan olmak. Bunu, her konuda kendimi geliştirmek takip eder. Bunların ötesini boş bulurum.

Başarılı bir iş kadını olarak hemcinslerinize neler tavsiye edersiniz?
Kesinlikle çalışkan, üretken, kendi ayakları üzerinde duracakları bir hayat tarzı benimsemelerini, maddi katkıda bulunabilecekleri ya da fiziksel anlamda çalışabilecekleri en az bir sivil toplum örgütüne üye olmalarını öneririm. Ayrıca, çocuklarını yetiştirirken de mümkün olduğunca erken yaşta onlara sosyal sorumluluk bilincini aşılamalarını tavsiye ederim.

Birçok sivil toplum örgütüne verdiğiniz destek, geliştirdiğiniz sosyal sorumluluk projeleri herkes tarafından biliniyor. Nasıl bir duyguyla yapıyorsunuz tüm bunları?
Ben çok önemli bir şey yaptığımı düşünmüyorum, çünkü bunların yapılmasını insan olmanın bir gereği olarak görüyorum. Üstelik hayırlı bir evlat ve hayırlı yurttaş olmaktan, mutlu ederek mutlu olmaktan daha güzel ne olabilir.

Bir süre önce çağımızın en amansız hastalığı olan kansere yakalandınız. Çok şükür ki bu hastalığı yendiniz. Kanserle savaşanlara neler önerirsiniz?
Kansere yakalananlara “Neden ben?” diye isyan etmek yerine tedavilerine odaklanmalarını, dikkat etmeleri gereken hiçbir noktayı atlamamalarını, bu dönemde hep komedi filmi seyretmelerini, mümkünse işlerinden, arkadaşlarından ve sosyal hayattan kopmamalarını tavsiye ederim. Allah herkese verecekse, benimki gibi tedavi oranı yüksek bir kanser türü versin inşallah. Bunlar dışında ‘sabır’ hayatın anahtar kelimesidir.

Cemiyet hayatından birçok kişi ile ikili konuşmalarımda, bu ortamın tam bir maskeli balo olduğunu söyleyenlerin sayısı o kadar çok ki... Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Sizin maske takmak zorunda olduğunuz anlar oluyor mu?
Ben kafamı pek böyle şeylerle yormam Serkan Bey. Çünkü ben her farklı insandan yeni bir şey öğrenmenin güzelliğini severim. Evet, bunun acı veren yanları da vardır ama benim içimde “Acı-tatlı ne varsa hazinemdir”. İhanetleri, dedikoduları, kıskançlıkları duymamazlıktan gelir, sadece evime, işime, sosyal sorumluluk çalışmalarıma ve dostlarıma konsantre olurum.

Söylendiği gibi gerçek dost bulmak çok zor mu sizin yaşadığınız çevrede?
Ben harika dostlara sahip oldum. İyi ve kötü günümde yanımda olan, bir telefonumun bile koşa koşa bana gelmelerini sağlayan dostlar bunlar. Sahip olmadıklarımı düşünmek yerine, sahip olduklarıma sarıldım ve kıymetlerini hep bildim.

Türkiye’de parası olan herkese ‘sosyete’ deniliyor. Sosyete sizce ne demek?
Valla bunu bu sıfatı kullananlara soracaksınız.

Pozitif enerjinizi neye bağlıyorsunuz?
Kendimi, insanları ve hayatı sevmeme bağlıyorum...
O zaman biz de yüreğinizdeki sevginin hiç ama hiç eksilmemesini diliyoruz.

Serkan BAL
Fotoğraflar: Ozan KUTSAL


Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Sevimli Tehlikeli oyuncularının Hafta Sonu çekimi

0:00 Play

Demet Akalın röportajı kamera arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik