Logo
Bu sayfayı yazdır

SEREN SERENGİL ‘ÖNÜMÜZDEKİ 20 YILIN TV YILDIZI BENİM’

SEREN SERENGİL ‘ÖNÜMÜZDEKİ 20 YILIN TV YILDIZI BENİM’

“Annem, ‘Seren’in ya köpeği olacaksın ya kocası. İkisi de çok şanslı’ diyor. İki türe de çok iyi bakıyorum. Ayrı kişilerle de olsa toplamda 10 yıllık bir evlilik hayatım oldu. 10 yıla bakarsak, köpeklerim çok vefalı çıktı, hepsi yerli yerinde duruyor.”

Seren Serengil, sapsarı saçları ve fit görüntüsüyle yepyeni bir görünüme büründü. Hafta Sonu için, evinde köpekleriyle poz veren Serengil, yalnız geçen iki yılını, evliliğe karşı aldığı ‘veto’ kararını ve yanlışlarını anlattı. Birçok televizyon sunucusunun ekranda kalitesiz ve avam durduğuna da dikkat çeken ünlü yıldız, “Eğitimli ve vizyon sahibi isimler program yapmalı. Ben önümüzdeki 20 yılın televizyon yıldızıyım” dedi.

Elinizde tuttuğunuz bu haftaki dergimizin çıkış tarihi 6 Nisan yani Seren Serengil’in doğum günü. Onun haberi yok ama böyle bir sürpriz yapmak istedik. Koç burcu olan Seren’in doğum yılı da 1976. Bunu özellikle yazmak istedim. Çünkü daha önceleri bunun hep yanlış yazıldığından bahsetmişti. Seren Serengil, şu sıralar müthiş bir değişim içinde. Sadece işinde başarılı olmak için koşturuyor. Hayata bakış açısı da tamamen değişmiş durumda. Röportajımızda hem bu süreci anlattı hem de hakkında çıkan tüm iddialara Hafta Sonu’nda açıklık getirdi.

Sarı saçlar çok yakışmış. Bu radikal değişime nasıl karar verdiniz?
Aynaya baktığımda eski Seren’i görmek istemiyordum. Aslında sarı saçlı kadın sevmem. Hep basit ve avam gelirdi. Ama benim Avrupai bir tipim olduğu için, yüzüm her saç rengini kaldırıyor.

Annenize çok benzemişsiniz.
Aynı olduk (gülüyor). Annem şu an yaptığım her şeyi destekliyor. Çünkü doğru yoldayım. Yanlış bir sevgilim yok. Erken yatıyorum, erken kalkıyorum. Sevmediği arkadaşlarım etrafımda yok. Şu an annem için ideal bir evlat portresi çiziyorum!


Çok da kilo verdiniz. Neler yaptınız?
İşime dönmeye karar verdiğimde zayıflamaya başladım. Ama boşanma sırasında, verdiğim 20 kilonun beş kilosunu geri aldım. Sabah programında da, börek falan yiyordum. Biraz şımarttım kendimi. Ama şimdi o beş kiloyu da verdim. Hatta iki buçuk kilo daha gitti.

Sadece fiziksel değil, sanki ruhsal olarak da sizde bir değişim var.
Üzüntülerle anılan Seren’den çok sıkıldım. Hayatıma hemen birisini sokmadım. Çünkü kadınlar birinden ayrılınca, panikle o acıyı dindirmek için yaşamlarına başka birini alır. Ama ben bunu yapmadım. Kendimce platonik kahramanlarım oldu. Birine bir şeyler hissettim ama fiilen hiçbir şey yaşamadım. Daha önceleri bu hatayı yapıyordum. Acımı da, üzüntümü de sonuna kadar yaşadım. Etrafımda çok kız arkadaşım vardı, hepsini hayatımdan çıkardım.

Neden?
Çok fazla arkadaşınız olursa ve onlarla gezme tozma işine girerseniz, kendinizle ilgili bir şey yapamıyorsunuz. Çünkü onlar gezmek isteyecek, yemeklere gideceğiz, kilo veremeyeceğim! Zaten gece yaşantım ve içkim yok. Telefonumu da sessize aldım. Kimseyle konuşmuyorum, kendimi spora verdim. “İşimde nasıl başarılı olabilirim?” diye düşünüyorum. Yanlış bir aşk ve boş arkadaşlar insanın hayatını erteliyor. Bir karar verdim; emin olmadıkça hayatıma kimseyi sokmayacağım. Artık sadece çalıştığım insanlar var yaşamımda. Kendime yalnız bir hayat seçtim. O kadar acıdan ve üzüntüden sonra hayata ancak böyle tutunabildim. Evim benim beyaz sarayım, ben de içinde yaşayan bir prensesim. Köpeklerimle beraber mutlu ve huzurluyum. Eski Seren’i rafa kaldırdım, yeni Seren cıvıl cıvıl.

Geçmişi tamamen geride bıraktınız yani.
Twitter’dan hiç tanımadığım insanlarla arkadaşlık kuruyorum. Buluşup kahve içiyorum. Geçmişimde olmayan insanları istiyorum. Çünkü bunalımlı sohbetlerden çok sıkıldım.

Eskiden sizi kimler yanlış yönlendirdi?
Hiç kimse. Hep kafamın dikine gittim. Kendi kendime zarar verdim. Ani kararlar alıp, evlendim ve o yüzden hiçbiri sürmedi. Çok iyi bir eş ve ev kadını olduğumu biliyorum. Ben evlilik için doğru insanım ama seçimlerim yanlıştı.

“Çocuğumun olmayacağını öğrendiğim gün, evliliği kafamdan sildim. Tabii ki hayatımda biri olacak. Ama onun ayrı, benim ayrı bir evim olacak. Kimseye bu saatten sonra hizmetçilik yapmak istemiyorum. Çünkü bunu yaptım ve karşılığını çok güzel aldım”

‘KİMSEYE BU SAATTEN SONRA HİZMETÇİLİK YAPAMAM’
Yalnız kalamadığınızı hatırlıyorum. Bu korkunuz geçti mi?
Küçüklüğümden beri hep, “Hayatımda birisi olmalı” diye bir saplantım vardı. Artık bu hatayı yapmıyorum. İki senedir yalnızım. Yaşamıma birisini almaktan çok korkuyorum. Bir daha sanırım bir erkekle aynı evde yaşayamayacağım. O kadar inancımı yitirdim ki...

Bir daha evlenmeyecek misiniz?
Çocuğumun olmayacağını öğrendiğim gün, evliliği kafamdan sildim. Tabii ki hayatımda biri olacak. Ama onun ayrı, benim ayrı bir evim olacak. Kimseye bu saatten sonra hizmetçilik yapmak istemiyorum. Çünkü bunu yaptım ve karşılığını çok güzel aldım! Bir ilişkinin ömürlük olduğuna inanmıyorum. O yüzden bana az zarar verecek bir aşk yaşamak ve bunu tamamlamak istiyorum. Bu kez, kendimden çok şey vermeyeceğim. Büyük fedakarlıklar yapmayacağım. Hayata karşı duruşunu kazanmış ve başarmış bir adamla beraber olmak istiyorum. Zaten sekiz köpeğim var. Kimse benimle aynı evde yaşamak istemez!


Köpekler eşlerden daha mı anlayışlı?
Annem, “Seren’in ya köpeği olacaksın ya kocası. İkisi de çok şanslı” diyor. İki türe de çok iyi bakıyorum (gülüyor). Ayrı kişilerle de olsa toplamda 10 yıllık bir evlilik hayatım oldu. 
10 yıla bakarsak, köpeklerim çok vefalı çıktı, hepsi yerli yerinde duruyor.

Elde edene kadar çabalayıp, sonra da “Artık nasıl olsa benim eşim” diye bir rahatlık mı geldi acaba?
Yok. Bana çok sırtlarını dayadılar. Çünkü ben hep, bir erkeğin düşünmesi gerekenleri de düşündüm. İlişkilerimde hem kadın hem erkek oldum. Elimi birazcık çektiğimde abandone oluyorlardı. Bir erkek için bu kadar fedakarlık yapınca, sana minnet etmesi gerekir. Bizim arkamızdan edilmedik laf kalmadı! O yüzden anladım ki, bir adamı çok sevsen de, onu çöplüğünde bırakacaksın. Allayıp pullayıp bir yere getirmeyeceksin. Öyle yapınca, adam kendini bir şey zannediyor!

Müthiş bir değişim içindesiniz. Peki sizi kıran insanları da affedebildiniz mi?
İnsan kendisiyle barışınca, canını acıtan insanlar da değerini yitirmeye başlıyor. Hayatında güzel şeyler oldukça, kötü şeyleri düşünmeyi reddediyorsun. Beni üzen insanların başına hep bir şey geldi. Ben de bunun üzerine kızgınlığımı erteleme kararı aldım. Bir sonraki aşamada da tamamen bitireceğim.

‘ARTIK GÜLBEN İLE DOST OLAMAYIZ’
Bir dönem Gülben Ergen’e çok kızgındınız. Mesela bu geçti mi?
O defter benim için kapandı. 15 yıldır taşıdığım bir kamburdu. O ve onun gibi üç-dört kişi daha vardı. Hiç kinci değilimdir. Ama birisini sildiğim zaman onu ruhen de asla görmek istemiyorum. Çok güzel çocukları oldu. Allah bağışlasın. Mutsuz ve üzüntülü günler geçirdiğini gördüm. Yüzünden çok mutsuz olduğu belli oluyor, ki ben de aynı mutsuzlukları yaşadım. Belki daha da beterini yaşadım. Çok merhametliyim, içimde vicdanen bir şey oldu. Artık ona karşı hiçbir kızgın tarafım yok. Bitti gitti, kapattım.

Üzüldünüz mü yaşadıklarına?
Basına evliliği ile ilgili haberler yansıdı. Çocukları var. İyi olmasını isterim, kimsenin mutsuz olmasını istemem. Allah herkesin yolunu açık etsin.

İleride, sizi dost olarak görebilir miyiz?
Yok. Artık dost olamayız. Arkadaş olmamız da gerekmiyor.

Kötü dönemler atlattınız. O dönem, Gülben Hanım aradı mı? Ya da mesaj attı mı?
Hayır. İlk bebeğimi kaybettiğimde bir mesaj geldi. O da gazetelere yansıdı zaten. O yüzden bana çok samimi gelmemişti. Sonra da bir daha mesaj atmadı. Beklemedim de açıkçası. Çünkü benim hayatımda hiçbir zaman bir önemi yoktu. Daha önemli insanların üzüntümü paylaşacak olmaları benim için değerliydi.

Peki Show TV’deki programınızı neden bıraktınız? Çok ani oldu.
Show TV İç Yapımlar ve Caner Erdem’le hiçbir sıkıntım yoktu. Başlarken, evlilik programının öğleden sonra ve iki buçuk saat olması gerektiğini söyledim. Ben sabah 09.00’da yayına girip, bir saat program yapıyordum. İki-üç hafta sonra beni haber öncesine alacaklarını söylemişlerdi. Ama Show TV’nin prototipi dolu olduğu için, sözlerini yerine getiremediler. Ben önümüzdeki 20 yılın televizyon yıldızıyım! O yüzden, erken saatte kendimi harcamak istemedim. Diğer evlilik programlarının karşısında yayın yapsaydım ve reyting alamasaydım, o zaman “Başaramadım” derdim. Ama öyle bir durum da yok. Bu formatta herkesten daha iyi ve başarılı olduğumu biliyorum. Hazmedemedim ve programı birdenbire bitirme kararı aldım.

“Kendime yalnız bir hayat seçtim. O kadar acıdan ve üzüntüden sonra hayata ancak böyle tutunabildim. Evim benim beyaz sarayım, ben de içinde yaşayan bir prensesim. Köpeklerimle beraber mutlu ve huzurluyum. Eski Seren’i rafa kaldırdım, yeni Seren cıvıl cıvıl”


Evlilik programı sunan isimlerden sizce en başarılısı kim?
Bütün sunucu arkadaşlarımı başarılı buluyorum ve takdir ediyorum. Ama Türk televizyonlarında gördüğüm en büyük eksiklik, ‘mahallevari’ bir ağızla konuşan ve avam yapıda olan birçok sunucunun program yapıyor olması. Bizim ülkemizde eğitimli, kendine güvenen, altyapısıyla ve vizyonuyla farklı bir kadın skalası da var. Ama maalesef bu ekranda gösterilmiyor. Ben yaptığım her işin kaliteli olmasını seviyorum. Televizyondaki hiçbir sunucuyu çok kaliteli bulmuyorum. Yaptıklarıyla, konuşmalarıyla, tarzlarıyla ve vücut dilleriyle öyle bir background’ları olmadığını biliyorum. Türkiye’de okumuş, iyi yetişmiş insanların da program yapması gerekiyor.

Oyun havası çalınca sunucu oynamaya başlayabiliyor.
Göbek atmalar, tencereler, tavalar, dolmalar, köfteler... Neden, bu tip şeyler, doğru kadın profili olarak gösteriliyor? Biz Türk kadını olarak sadece bu değiliz. Artık başka bir rol-model olması gerekiyor. Zaten evlilik programları bu sene bitiyor.

Esra Erol’u nasıl buluyorsunuz?
Başarılı buluyorum. Ama hiçbir zaman benim yapmak istediğim tarz olamaz.

Prof. Dr. Orhan Kural öğrencilerine, “Bana Atatürk Türkçesiyle konuşun, Seren Serengil Türkçesi ile değil” demiş. Ne diyeceksiniz?
İlk defa duyuyorum. Orhan Kural beni çok sever. Yurt dışında okudum. O yüzden okul arkadaşlarımla konuşurken, kolay olsun diye İngilizce kelimeler kullanırız. Yeni neslin konuşma tarzı bu. İnternette de böyle. “Beni follow ediyor musun?” ya da “Seni ignore ettim” diyorsun (gülüyor). Yeni nesiller olarak Türkçeyi biraz katlettik. Ama bu daha kolayımıza geliyor.

Ahmet Hakan sizi devamlı eleştiriyor. Sizce neden?
Onun beni sevip sevmediğini anlayamıyorum. Ama ayda bir aklına geldiğimi düşünüyorum (gülüyor). Her ayın muayyen günlerinde muhakkak benimle ilgili bir şeyler yazıyor! Köşesini severek okuyorum. Ama kadınsal ve özel mevzularda, mutlu olmadığını düşünüyorum. Çünkü devamlı eleştiren bir tavrı ve tarzı var. Kötü eleştiri yapanların da özel hayatlarında çok mutlu olmadıklarını ve eleştirdikleri kadınlardan, çok daha kötü tarzda sevgilileri olduğunu biliyorum.

Enteresan bir tespit.
Eleştiren, küçümseyen ve dalga geçen birçok erkeğin, hayatındaki gerçek kadınların, o küçümsediği tablonun aynısı olduğunu görüyorum.

Peki Ahmet Hakan, eleştirdiği insanlara bir hayranlık duyuyor olabilir mi?
Her eleştirinin altında gizli bir hayranlık yatar. Ama bana bir türlü açılamadığı için anlayamıyorum (kahkahalar).

Son sözü size bırakıyorum.
Sevmek istiyorum! Bu sefer ben gidip birisini bulmak istemiyorum. O gelip beni bulsun. 
Ben seçmeyeyim, birisi beni seçsin. Önce o 
beni sevsin, sonra ben onu seveyim. Beni düşünsün. Düşünen insan, seven insandır. Bunu öğrendim.

Seren Serengil ile güneşli bir havada keyifli ve neşeli bir sohbet gerçekleştirdik.

Neden hayatınızda kimse yok? Yalnızlık zor değil mi?
Can Yücel şöyle diyor:
“Hani bazen durakta belli bir otobüsü beklersiniz ya;
On dakika, on beş dakika, yirmi dakika beklersiniz gelmez.
Bu arada başka alternatifler de geçer ama binmezsiniz.
Ne de olsa “Beklemişsinizdir o kadar”, boşa gitsin istemezsiniz.
Sormayın artık bana!
Herhangi biriyle değil, beklediğime “değecek” olanla devam etmeliyim bu yola!..
Durakta yaşlanmak olsa da işin ucunda....”

“Televizyondaki hiçbir sunucuyu çok kaliteli bulmuyorum. Yaptıklarıyla, konuşmalarıyla, tarzlarıyla ve vücut dilleriyle öyle bir background’ları olmadığını biliyorum. Türkiye’de okumuş, iyi yetişmiş insanların da program yapması gerekiyor”

Seren Serengil’in erkek kriterleri
• En fazla 40 yaşında olmalı.
• Beyaz saçlı olmasın, evde boyayabiliriz de (gülüyor).
• Başarmış bir adam olmalı. Maddiyat önemli değil (Uzun süredir mesleğini yapan, ayakları üzerinde duran, hayatını garantiye alan bir adam).
• Hayvanları sevecek.
• Beni aldatmayacak.
• Aynı evde yaşamak istemeyecek.
• Beni sevdiğini günde iki kere söyleyecek, söyleyemiyorsa cep telefonuyla mesaj geçebilir.
• Evlenmek istemeyecek.
• Elleri güzel olacak.
• Göbeği olmayacak.
• Kel olmayacak.

Ömür SABUNCUOĞLU


Ortam

Hafta Sonu Dergisi © www.haftasonu.com.tr Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.