Menu

‘Hayatım boyunca kimse bana şair demeyecek’

‘Hayatım boyunca kimse bana şair demeyecek’

Hayata bir başka yerinden dokunmak isteyen Can Bonomo, ‘Delirmek Belirmektir’ adlı bir şiir kitabı çıkardı. Şiirlerinde ruhunu tüm çıplaklığıyla ortaya koyan Bonomo’nun bilmediğimiz meğer ne kadar çok yönü varmış… Gülerek ve ağlayarak yaptık röportajımızı

H. Anıl ÇIRPAN Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Can Bonomo’yu insana neşe ve hüznü bir arada veren kaliteli şarkıların yaratıcısı, başarılı bir müzisyen olarak tanırken birden ‘Delirmek Belirmektir’ adlı şiir kitabının çıktığını gördük. Kalemi kuvvetli biri olduğunu biliyorduk zaten ama bu kadarını beklemiyordum. Şiir konusunda çok seçici olmama rağmen ben beğendim kitabı. Cihangir’de bir kafede bir araya geldiğimiz Can Bonomo, yeni çıkardığı şiir kitabının heyecanı içinde, ama bir o kadar da utangaç ve mütevazıydı. Sorularımı yanıtlarken hem güldü hem hüzünlendi hem düşündü; ama her soruma açık kalple yanıt verdi. Sadece aşk konusunda yanıt vermemek için elinden geleni yaparak kahkahalara boğdu hepimizi…

‘Delirmek Belirmektir’ kitabın adı ve ilk cümlesi aslında. Ne demek delirmek?

Delirmek bizim aslen bildiğimiz 46 raporlu deliliğin yanı sıra bende aslında çok çarpıcı şeyler uyandıran bir mevhum. Benim adettiğim delilik, bir şiir kitabı yazmaya karar verip aslen şair olmamaktaki delilik. Hayatımızın herhangi bir evresinde verdiğimiz o vurucu kararların yüzde 70’ini vermemizi sağlayan delilik.

Bu kitaptaki şiirler ne zaman bir araya geldi?

Çok uzun süredir şiir yazıyorum. Profesyonel bağlamda birtakım şiirlerim yayınlanmaya başladığından beri bu şiirleri biriktiriyorum. Birtakım yeraltı dergileri, fanzinler ve OT dergisinde yayınlandı şiirlerim. Bunları paylaşmak istedim açıkçası. Şiir çok sevdiğim bir şey. Çok çekinirim şiirlerimi paylaşmaktan. Yayınlanalı beri aldığım geri dönüşler şevk ve cesaret verdi bana. En sonunda yazıyorum ve yazmaya devam edeceğime göre ben bunları paylaşayım en iyisi diyerek ustama, Küçük İskender’e gittim. Derledik ve bu kitap çıkıverdi.

Esen Kitap tarafından yayınlanan ‘Delirmek Belirmektir’ kitabının hikayesi nedir? Nasıl kitap çıkarmaya karar verdiniz?

Şiirlerim yayınlanmaya başladığından beri yayınevlerinden teklifler geliyordu zaten. Esen Kitap da yakın dostlarımız, çok sevdiğimiz ve güvendiğimiz insanlar. Dolayısıyla onlarla çalışmak istedik. Küçük İskender’in editörlüğü üstlenmesi ise tamamen benimle alakalı. Ben küçükken dünya şiirini bana tanıtan ve sevdiren yaşayan benim için en önemli şairdir Küçük İskender.

Kitaptaki şiirlerin hepsi daha önce yayınlanmış şiirler mi?

Yok, hayır.

Peki hangi döneminizin şiirleri bunlar?

Üç sene önceye kadar yazmış olduğum şiirleri çok ciddi bir filtreden geçirip tekrar yazmam gerekti. Görece ufak bir insanım ama yaş ilerledikçe nüans değişiyor. En çok geçen sene yazmışımdır.

canbonomo20140102-2

‘Toma Pera’ adlı şiirinizi bu yaz yazmışsınız sanırım. Hikayesi nedir? Taksim’de gaz altında çok bulundunuz mu?

Evet, hepimiz kadar benim için de etkileyici, dokunaklı ve acıklı bir hikayeydi. Fakat ben yazan bir insan olarak yazmış bulundum. O mesela dergilerde yayınlanmış bir şiirdir.

Şiir için bir çeşit direniştir de derler. Sizce direniş nedir? Aynı zamanda direniş anlamına gelir mi?

Şiir başka bir yerden dokunmaktır hayata bence. Bizim hayatımızı etkileyen ve hayatımızda bazı şeyleri tetikleyen şeyleri kağıda dökme eylemidir şiir. Ve eğer hayatımızda sürekli olarak karasevdalara ve acıklı aşk hikayelerine maruz kalıyorsak o bir romantik şiir kitabı olacaktır ama benim kitabım hayata dair. O yüzden de kendi görüp geçirdiğim şeyleri yazıyorum. Bir isyanım varsa onu yazabilirim şiirimde... Veya bir şeye çok güldüysem ya da bir şey beni çok kızdırdıysa, üzdüyse, etkilediyse o bir şiire dönüşür. Evet, yani şiir hem bir isyan biçimi olabilir ama isyan edecek bir şeyin varsa…

Şiir biraz da insanın kendisini, iç dünyasını açık etmesidir diye düşünüyorum. Şarkılarınızda zaten gösterdiğiniz değil, yaşadığınız insan hakkında biraz fikir alıyoruz. Peki şiir nasıl sizce? İç dünyanızı bu kadar cesurca ortaya sermek size korkutmadı mı?

Sanatı sanat için mi halk için mi yapmalı tartışmaları çağlar boyunca tartışılagelmiştir ki ben kendim için yapıyorum yaptığım şeyleri. Ama ben yaptıklarımı sanat olarak addetmiyorum. Ben kendimi şair olarak da addetmiyorum. Ben sadece şiir yazıyorum. Aslen bir lirik yazarıyım. Bunları sahneye çıkıp söylüyorum. Sahne çok ışıklı ve çok hareketli bir yer, özellikle rock müzik yapıyorsanız. Bir sahne hayvanı olmanız gerekir meslek icabı. Bir sahne hayvanının günümüzde medyaya veya hayata aksediş biçimi, izdüşümü bir şiir kitabı yazan kişiden farklı çağrışımlar yapıyor aslında. Bu kitaptaki, benim. Aslen buradaki insanlar beni böyle tanımıyorlar. Çünkü insanların beni tanıdığı benim insanlara verdiğim değil.

Sizin gösterdiğinizle sizin yaşadığınız insanlar farklı. Bu kitap sizen doğrudan kendinizi ortaya koymanız oluyor bence.

Evet bu benim gösterdiğim. Bu benim. Benim ürettiğim herhangi bir naçizane eser, benim en samimi duygularımla belki bir doz da cesaretimle insanlarla kendimi paylaşma biçimim. Ben bunu kendim için yapıyorum. Siz bu kitabı elinize alıp okuduğunuzda beni nisbeten bir magazin ekinde gördüğünüzden çok daha iyi tanıyabilirsiniz. Bu ikisinin çelişmesi çok doğal bir şey. Çünkü oradaki izdüşümümü oraya aksettiren kişi ben değilim. Orada bir fotoğrafın altına bambaşka biri tarafından yazılmış benimle ilgili duygu ve düşünceler. Ama o çok daha fazla popüler ve gündemde olan bir şey olduğu için bu biraz daha yanında eski kalıyor. Bunu yazan adam, o adam nasıl olabilir? Ama bunu yazan adam o adam… Ama o adamın sürekli olarak yaşadığı olarak hayata altbaşlık atılma eğilimi var insanlarda. Bu biraz zor bir mesele.

‘SAHNE HAYVANI DEĞİLİM’

Sahne hayvanı dediniz biraz önce. Siz sahne hayvanı mısınız peki?

Ben değilim. Sahnede bir başkalaşım yaşaması gerekiyor insanların. Çünkü sahne dediğin şeyde bir tarafta beş bin kişi bu tarafa bakıyorsa, bu taraftaki üç beş kişi de o tarafa bakıyor demektir. Görece o insanların biraz daha başka olması gerekiyor. Oradaki sinerjinin, o paylaşım coşkusunun yarattığı bir metamorfoz sözkonusu oluyor, ona da hayvanlaşmak diyoruz.

Madem magazin sayfalarındaki Can Bonomo’dan bahsediyoruz, magazini nasıl gördüğünüzü anlatır mısınız? Magazin sayfalarında aşklarıyla çıkan Can Bonomo kimdir, bize siz anlatır mısınız?

Yanlış zamanlarda yanlış yerlerde bulunan talihsiz biri aslında (gülüyor). Yani magazin de çok büyük bir olay. Birçok insan çalışıyor bununla alakalı. Dolayısıyla onlar da işini yapacaklar. Fakat benim işimin kabul görmesi için benim galiba evden çıkmıyor olmam lazım.

Yani magazine ihtiyacınız yok öyle mi?

İhtiyacım olmadığı gibi beni çok örseleyen bir şey. Çünkü ben bir şiir kitabı yazıyorum naçizane. Ve şiir kitabımın samimiyetini sorgulayacak daha fazla fotoğraf yayınlanabiliyor. Bu nasıl benim işime yarayabilir ki? Ben şiir yazan bir insanım. Evet, o akşam ben dışarı çıktım ama herkes dışarı çıktı…

Ama işte Türkiye’yi Eurovision Şarkı Yarışması’nda temsil etmiş, adı yediden yetmişe herkes tarafından bilinen ve sevilen bir ses yorumcususunuz. Kendiniz için yazıyorsunuz ama sanatınızı herkes biliyor ve seviyor. Yine sanat sanat için midir toplum için midir sorusuna geldik galiba…

Evet doğru söylüyorsunuz işte o yüzden çıkmayacağım ben bir daha (gülüyor). En başından da belirttiğim gibi biraz egosantrik bir şeymiş gibi duruyor ama sanat benim için demiştim. Kendi yaptığım işe de sanat demiyorum kendi yaptığım işe de sanatçı demiyorum, icracı diyorum, şair de değilim şiir yazıyorum. Bundan 30-40 yıl sonra biri bana bu da şairdi diyecek olursa ne mutlu bana, bir şeyleri başarmışım demektir. Fakat yalnız başına bir şiir kitabı yazmak şairlikle alakalı bir başarı değil. Ben sevdiğim bir kitap yazdım. Ve bu da benim. Benim olduğum yerden çıkan bir şey.

Biraz daha magazine dönelim mi? Sormak istediğim birkaç şey daha var.

Keşke dönmeseniz. Keşke… Keşke ben de evimden hiç çıkmasam (gülüyor).

Röportajın devamı HAFTA SONU DERGİSİ 2014/1 sayısında...  
 


Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Sevimli Tehlikeli oyuncularının Hafta Sonu çekimi

0:00 Play

Demet Akalın röportajı kamera arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik