Menu

Tuba Ünsal: ‘Mirgün'le hala sevgiliyiz'

Tuba Ünsal: ‘Mirgün'le hala sevgiliyiz'

Işığıyla parlayan, isim koyulamayan bir enerjiye sahip olan kadınlardan biri Tuba Ünsal. Etrafına yaydığı enerji ve muhteşem gülümsemesiyle, mutluluğun doruklarında... Nasıl olmasın ki? Hayatına güzellik katan iki çocuğu, masal gibi bir aşkı ve geçtiğimiz hafta vizyona giren yeni sinema filmi 'Hayat Sana Güzel'le hayatında her şey yolunda gidiyor. Yeni filminin galasından önce buluştuğumuz Ünsal'la filmi ve yoğun geçen hayatını konuştuk

Nuriye KIRMA Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Fotoğraflar: Merve HASMAN, DB Arşiv

Tuba Ünsal'la Maslak Tim Show Center'da, yeni sinema filmi 'Hayat Sana Güzel'in galasından önce buluştuk. Güzel oyuncu, şu anda bir bakıcısı olmadığı için yanında küçük kızı Sare'yi de getirmişti. Sare gerçekten çok mutlu, özgüvenli ve hareketli bir çocuk. Biz annesiyle röportaj yaparken o fuayede sevinç çığlıkları ata ata koşturuyordu. Çok evhamlı bir anne olmadığını söyleyen Ünsal, çocukların serbest bir ruh olduğunu kabul etmek gerektiğini vurguluyor. Güzel oyuncu, çocuklarıyla diyaloğuna ve “Hala sevgiliyiz” dediği eşi Mirgün Cabas'la ilişkisine dair samimi açıklamalarda bulundu...

tubaunsal20140421-3 

'Hayat Sana Güzel' filmini izlemek isteyenleri nasıl bir film bekliyor?
İzleyiciyi güzel bir komedi bekliyor. Eli yüzü düzgün ve vadettiği şeyin arkasında duran bir komedi filmi oldu. Sinema zaten gidip iki saat kafanızı boşalttığınız ve derdi tasayı unuttuğunuz bir sanat alanı. Gündeme baktığımız zaman ülke olarak buna ihtiyacımız da var. Dolayısıyla 'Hayat Sana Güzel’, izlediğinizde kafanızı gerçekten dağıtacak ve eğlendirip, bol bol güldürecek bir film oldu.

Sonu drama bağlanan bir komedi mi bu?
Hayır. Film tamamen komedi. Ama varsa tür olarak, komedinin içindeki dram vardır.

Günümüzde artık baktığımızda Türk komedi filmlerinin sayısında bir artış görüyoruz. 'Hayat Sana Güzel'i diğer aynı türdeki filmlerden ayrılan özel bir farklılığı var mı?
Evet, baktığımızda sinemada komedi filmleri ile ilgili inanılmaz bir dönem yaşanıyor. Çok eğlenceli filmler var. Bir de diğer gerçek hayat tarafından bakarsak ülke çok kötü bir dönemden geçiyor. İnsanlar da gerçek hayatta yeterince bazı şeylerden bunaldığı için, sinemada eğlenmeyi ve darlanmamayı seçiyor. Bu yüzden şu anda sinemalardaki film skalasında, her türden komedi filmi var. Ben çoğunu da izliyorum. Hepsi çok güzel filmler.

‘ÇEKİMLERDE FİZİKSEL OLARAK ZORLANDIM’

Çekimler nasıl geçti? Ne kadar sürdü?
Çekimler iki aya yakın sürdü. Benim fiziksel olarak zorlandığım bir dönemdi. Çünkü hamileydim. Çok fazla kontrole gitmem gerekiyordu. Ama eğlenceli bir ortam vardı. Bu ekiple zaten üçüncü filmimiz, hepimiz birbirimizi tanıyoruz. Hiçbir sıkıntı yaşamadık.

Türkiye'de oyuncular genelde set çalışmalarının ağırlığından ve çalışma saatlerinin uzunluğundan şikayet ederken, siz bir de hamileyken setteydiniz...
Yapım ekibim, yönetmenim ve reji ekibim buna çok saygı ve özen gösteren bir ekipti. Zaten hamile olduğumu ilk olarak onlarla paylaştım ve “İstiyorsanız ekipten ayrılabilirim” dedim. Onlar asla bir sıkıntının olmayacağını söylediler. Çok haklısınız, Türkiye'de çalışma saatleri gerçekten çok uzun. Bizde öyle olmadı ama ben çok sıkıntı çekmedim.

Filmdeki rolünüzden bahsedelim biraz...
Ben Nurcan karakterini canlandırıyorum. Şevket Çoruh'un oynadığı Azmi karakterinin, en yakın arkadaşının karısı rolündeyim. Nuran; fitne, fücur, evlere şenlik, korkunç bir kadın. Tamamen benden bağımsız, çevremizde çok istemeyeceğimiz bir kadın türü (gülüyor).

Role kendinizden kattığınız bir şeyler var mı?
(Gülüyor) Ne katabilirim ki? O fena bir kadın!

tubaunsal20140421-2

'Hayat Sana Güzel' senaryosunda Nurcan karakterini oynamaya sizi ne ikna etti?
Tabii ki Türker İnanoğlu ismi büyük bir etken. Türker Bey, artık film yapımcılığına dönüyor. Onun projesinde yer alma fikri etkiliydi çünkü ben onun filmleriyle büyüdüm. Çok önemli bir yapımcı ve bu açıdan benim için çok duygusal bir yanı var. Hepimiz Gülşen Bubikoğlu ve Filiz Akın filmlerini izleyerek büyüdük ve onların hepsi Türker İnanoğlu imzası taşır. Bu filmde olmam için bu çok önemli bir etkendi.

Oyunculuk hedeflerinizde bir kariyer planlamanız var mı?
Türk piyasası çok da planlı, programlı hareket etmenizi sağlayan bir piyasa değil. Zaten teklifler size gelene kadar hep elenerek geliyor. Projeden haberdar olup, kendiniz onun görüşmesine girme hakkı arıyorsunuz. Amerika'da bir proje olduğunda cast görüşmeleri açılıyor. Oyunular 'odition' denilen rol hazırlıklarını sunuyorlar ve yapımcıyı ikna etmeye çalışıyorlar. Biz de ise rol tanımlı olarak geliyor. Mesela; “Ben sarışın, tatlı bir genç kız arıyorum” diyor. Sonra bakıyor, Tuba Ünsal daha önce böyle bir rolde oynamış ve kararını veriyor. Sınırları olan rollerde oynadığınızda bu süreç böyle devam ediyor. Ama mesela Nurcan karakteri için yönetmenimiz Murat Şeker “Ben Tuba'ya hangi rolü verirsem, o altından kalkabilir” diye düşündü ve bu rolü bana verdi.

Bazı oyuncular öpüşme ve sevişme sahnelerinde rol almak istemiyor, hatta bazen senaryolar oyuncunun isteğine göre değişebiliyor. Siz bu duruma nasıl bakıyorsunuz?
Oyuncunun hayatında dönemleri vardır ve tabii ki bazen yapmak ister, bazen yapmak istemez. Ama oyunculukta genel kurallar çerçevesinde anayasa kuralları gibi “Ben kurallarımı uygulayacağım. Sevişmem de, öpüşmem de” diyemezsiniz, bu olmaz. Konjonktür değiştikçe sizin kurallarınız da esner ve değişir. Yani aslında projesine göre karar veriliyor. Bazen öyle senaryolar geliyor ki, orada karakterin öpüşmesine gerek yok ama oraya yazılmış ya da tam tersi oluyor. Aslında çok kolektif bir iş ve işi bir şeylerin beslemesi lazım. Ona göre karar verilebilecek bir şey.

Oyunculuk haricinde bir de ajans kurdunuz kendinize. Farklı bir alana geçiş yaptınız...
Bir proje geliştirme ajansıyım, sosyal medya bazlı projeler yapıyoruz. Reklam ve PR ajanslarıyla çalışıyoruz. Ben moda alanında da bir şeyler yapıyorum. O yüzden şanslıyım. Hem sinema hem moda işiyle ilgilenebiliyorum.

İki çocuklu bir annesiniz, iş hayatınız da oldukça yoğun gidiyor. Nasıl yetişiyorsunuz bu kadar şeye?
Çok zor bir şey. Özellikle anneliğin ilk altı ayı çok zor. Çocuğun birinci çocuğa alışması, birinci çocuğun hayata alışması... Sonra emzirme dönemi... Bütün o altı aylık süreç, çok zor bir süreç. Benim de o dönem işlerim öyle bir denk geldi ki, bütün işlerim arka arkaya dizildi. O dönem çok az uyuyarak ve arkadaşlarımdan çok destek alarak ilerledim.

Peki en çok zorlandığınız nokta neresiydi?
Uykusuzluk çok zor. Özellikle gece mesaileri ve süt verme kısmı bir hayli zor geçiyor. Ama artık alıştık.

RÖPORTAJIN DEVAMI HAFTA SONU DERGİSİ 16/2014 SAYISINDA...  


Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Sevimli Tehlikeli oyuncularının Hafta Sonu çekimi

0:00 Play

Demet Akalın röportajı kamera arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik