Menu

‘Aşık olmaktan sıkıldım'

‘Aşık olmaktan sıkıldım'

On parmağında on marifet olan Metin Arolat yeni şarkısını piyasaya çıkarınca Hafta Sonu için ilk röportajımı onunla yapmam kaçınılmaz oldu. “Çok aralıklarla müzik yapıyorum ama her seferinde evime yeniden dönmüş oluyorum” diyen Metin Arolat ile müzikten aşk hayatına, samimi bir röportaj gerçekleştirdik


 Arzu ÇAĞLAN

Metin Arolat, ‘Karavan’ şarkısını daha piyasaya çıkmadan, bana fikir almak için yolladığından beri, 1990’lar kokan bu şarkının hikayesini ondan dinlemek istiyordum. Aranjörlerin Amsterdam hızına yetişmeye çalıştığı yerli albümlerimizin aksine, Metin eller havaya bir albüm yapmış ve beni Bodrum Kestane, Etiler Papyon günlerimize ışınlamıştı. Etiler’de Limonata Café’de sıcak bir günde buluştuk ve konuştuk. Metin, sorulara içten cevap veren nadir isimlerdendir. O yüzden her şey iyi gidiyordu; yan masaya Karamel adında minicik bir köpek gelene kadar.“Benim evde de köpeğimin böyle yavruları doğdu” diyerek masadan fırlayan Metin’i bir daha geri döndüremedim. Karamel, çaldın sanatçımı benden…

20 yıllık arkadaşımsın ve senin müzik serüvenini yakından takip ediyorum. Gördüğüm kadarıyla ‘Karavan’ şarkın çok iyi gidiyor.

Evet çok iyi gidiyor ama bir dakika, önemli bir şey var.

Nedir o?

Bu senin Hafta Sonu için ilk röportajın. Allahım, inşallah çok iyi olsun her şey. Benim için de, senin için de…

Sesin ve suretin uğurlu gelsin Metinciğim… ‘Karavan’ şarkının gidişatından memnunsun farkındayım ama şu anda doğru yere ulaştığını düşünüyor musun?

Daha çok yeni olduğunu düşünüyorum. Bir şarkının bu kadar çabuk doğru yere ulaştığını söylemek için aslında erken olduğunu düşünüyorum. Benim bir de dezavantajım var. Bir albüm çıkartırken peş peşe albüm çıkartan biri olsam, insanlar zaten seni takip ettiği için ne zaman albüm çıkaracağını, ne yapacağını çok iyi biliyorlar. Bir sonraki albümün tarihini bile biliyorlar, bu kendi içinde bir tanıtım oluyor. Benim ne zaman albüm çıkaracağım her zaman sürpriz olduğu için, bu hem dinleyici açısından, şarkımı dağıtımı yapan kişiden çalacak radyocuya kadar hep sürpriz oluyor. Bu benim için bir dezavantaj. Albüme çok ara vermek, kendimi güçsüz hissettiğim noktalardan biri.

Bu sefer dört yıl ara verdin değil mi?

Evet, dört yıl oldu. Ama daha önce yedi yıl ara verdiğim de olmuştu. Bir yandan da şunu düşünüyorum: Yine de şanslı bir adam sayılırım. Bu kadar aralıklarla müzik yapan bir adam, çok kabul edilmez. Ama ben her seferinde evime dönmüş gibi oluyorum. Yeni bir şarkı yapıyorum ve dinleyicim algılamış oluyor.

Senin jokerin nedir peki?

Sanırım şarkılarımın gücü. Çünkü çok az albüm yapmama rağmen, yaptığım her albümde hep hit şarkılar oldu. Hani yazı hatırlatan şarkılar vardır. Benim de şarkılarım, o yazı hatırlatır oldu.

Evet, yaz denince akla hala karpuz ve manken göğüsleri geliyor.

Bir de yoğurt. Yoğurt, karpuz ve manken denince akla yaz geliyor.

metinaralot20140619-2

‘BEYNİM UZUN VADELİ ŞARKILAR ÜRETEN BİR BEYİN’
>br> Bir radyocu olarak söyleyebilirim ki, çok radyo dostu şarkılar yapıyorsun. O hiçbir şey yapmadığın zamanda bile şarkıların hep çaldı. Hiç unutulmadın. Şimdi genç isimler dönemsel işler yapıyor ve birkaç sene sonra unutuluyorlar.

Radyo dostu olmak da değil aslında. Ben uzun vadeli şarkılar yapmaya çalışıyorum. Ama bunun da bir formülü yok. Ben de yaparken uzun vadeli olsun, kısa vadeli olsun diye planlamıyorum. Ama demek ki, Allah’tan benim beynim böyle uzun vadeli şarkıları üreten bir beyin. Bir şarkı seçerken, kendime yakışması kadar, uzun vadeli olmasına da dikkat ediyorum. Mesela ‘Karavan’ böyle bir şarkı. Bir ritim üzerine, kafiye uysun diye yapılmış bir şarkı değil. Sözlerini kaldırdığın zaman, altta devam eden müzik enstrümantal olarak da güzel. Sözleri de anlamlı ve bana çok uyan bir şarkı. Hiç ters eleştiri almadım. Ben çok meraklı adamım, yeni çıkan her işi takip ederim. Şu an yeni şarkıları çıkan bazı arkadaşlarıma bakıyorum. Fanlarının yüzde 20’si beğenmiş, yüzde 80’i beğenmemiş.

Kim onlar isim versen?

Ya, işte... Yeni çıkan şarkılara bir bak, görürsün. Bak o arkadaşlarım da bu işe emek veriyor. Ama ben hep etkileşim istatistiğine bakarım. Bendeki “Beğenmedim” diyenlerin oranı yüzde 5. Geri kalan yüzde 95 “Metin yine güzel şarkı yaptı” demiş, beğenmiş. Herkesi memnun etmek mümkün olmadığı için, ben bu yüzde 5’i de normal karşılıyorum.

90’lar sound’u denilince, ‘Elvada’, ‘Dert Değil’ gibi şarkılarla akla ilk gelen isimlerden birisin. Bu şarkın 90’ların bir devamı mı, neden değişik bir tarz denemedin?

Ben şuna inanıyorum: Bir insan neyse onu yapıyor. Ben ‘Dert Değil’ ile tanınmış bir adamım, hala gece kulüplerinde çalıyor. Oysa, pop müzikten çok rock, r&b dinleyen biriyim. Bunları yapmak da benim için uygun. Bazen değişik şarkılar da yapıyorum ama iş söylemek noktasına geldiğinde uymuyor. Hani, elbise uymaz ya... Evet güzel ama ruhumun bir yeri ile uyuşmuyor. Bu şarkılar ise uyuşan şarkılar. Sahnede keyifle, içimdeki her hücremde, kıvırarak, eğlenerek söylemek istiyorum. 90’ların müziğinin şimdikinden çok daha gelişmiş olduğunu düşünüyorum. İçinde 90’lar sound’u taşıyan şimdinin müziği diyelim.

‘O ALBÜMDEN BİR LİRA BİLE TELİF KAZANMADIM’

Yine o yıllarda çok önemli bir başarın vardı, ‘Elveda’ şarkın ‘Buddha Bar’ albümüne girdi. ‘Buddha Bar’ albümüne seçilmek çok önemlidir çünkü dünyanın en önemli toplama albümüdür. Dünyanın her yerinde kafe ve barlarda çalar ve birçok dünya hiti çıkartır. Ben senin yine böyle bir başarı yakalamanı isterim, şahsen. Bu albümün sana geri dönüşü oldu mu?

Evet moral olarak çok oldu. Ben ya da başkasının söylemiş olması önemli değil. Bizim şarkımızın oralarda dinleniyor oluşu önemli. Kendi ülkemde ise şöyle bir hayal kırıklığı yaşadım: ‘Buddha Bar’ sorusunu bana soran ilk gazeteci sensin. Hatta, bu albümde çıktıktan sonra birkaç sene önce Dünya Artistik Patinaj Şampiyonası’nı izliyorum, İtalya takımı piste çıktı. ‘Elveda’ ile koreografi yapmışlar ve ikinci oldular. Ben ekran başında mest oldum. Eridim, bittim. Bizde bunu kimse ucundan bile haber yapmadı. Ben bunu çifte standart olarak görüyorum. Benden daha ünlü birinin şarkısı böyle bir şeye konu olsa, günlerce manşette olurdu.

Belki de duymadılar…

Duymadılarsa onların ilgisizliğini de gösteriyor. Çünkü Dünya Şampiyonası bu. Bir şekilde takip etmeleri de gerekiyordu. Onun gururunu hep beraber yaşasak keşke. Ama ülkede böyle yürümüyor işler.

Peki bu albümden sana maddi geri dönüş oldu mu?

Bu çok güzel bir soru çünkü dünyanın her yerinde çalan bir şarkım var ama bir lira kazanamadım! Niye diye sorma, ben de bilmiyorum. İstanbul Plak o dönemki firmam, hala onlar bu işten para kazanıyor. Şarkının söz ve müziği benim. MSG’ye başvurdum, toplanan para Black Box’a girmiş dediler. Alınmayan telif parası bir yerde toplanıyor, Black Box o. Seni koruduğunu iddia eden, seni temsil etmekle sorumlu olan kimse seninle ilgili değil. Herkes aslında kendini düşünüyor.

Dünyadaki gece kulüplerinde çalınma sıklığını düşününce, ‘Buddha Bar’ albümüne girmiş bir şarkıdan senin düzenli bir telif gelirin olması lazımdı.

Şu anda bayağı zengin bir adam olmam lazımdı. O telifleri benim yerime başkalarının aldığından şüpheleniyorum. Buradan kendilerine haber vereyim; peşlerindeyim! Yakında benle, avukatlarımla karşı karşıya gelmek zorunda kalacaklar.

metinarolat20140619-3

‘KESİNLİKLE BİR NUMARAYIM’

Bu klibi Nihat Odabaşı çekti, memnun kaldın mı sonuçtan? Şu an klipler içinde bir numarayım diyebiliyor musun?

Çok memnunum. Kesinlikle bir numarayım. Taviz veremem. Hatta, işin tekniğini iyi bilen biri olarak sözüm teminattır. Şu an yeni çıkan kliplerin hepsinden daha iyi, görsel olarak da zengin, prodüksiyon olarak da zengin. Ayrıca, şöyle bir lüksüm vardı; beğenmesem yeniden çekerdim! Durup dururken bir gece karar verdim, ona telefon ettim, onun da çok hoşuna gitti. Ona göre yönetmenler düeti oldu, bana göre ise benim asistanlık yaptığım, Nihat’ın da yönetmenlik yaptığı bir çekim oldu. Nihat, iyi bir göz, iyi bir yönetmen. Onunla yeniden çalışmak isterim. Çünkü, şöyle bir avantajı da oldu… Bunca yıl kliplerim çekilirken ben hiç sanatçılık yapamadım. Bu zevki tattırdı bana. Öyle bir yük ki bu! Oyuncuya dikkat et, mekan bul, ışığı ayarla. Kendini unutuyorsun. Oysa, bu sefer gittim, makyajım yapıldı. Şunu yap dediler, ben de yaptım.

Dün Sertab Erener’in bir mesajı vardı, “Bugün ilk albümümü çıkarsam işim çok zordu” demiş. Dört yıl sonra geri döndün, buna katılıyor musun?

Aralıklarla geldiğin zaman, piyasada yenilenmiş kurallarla karşılaşıyorsun. Piyasaya ara verdiğin zaman zorlanıyorsun. Neyse ki ben adapte olabiliyorum. Fakat ‘no name’ bir isim olsam, işim zordu. Ben bu isimler için çok üzülüyorum. Mümkün olduğu kadar desteklemek istiyorum. Hem beste yapan hem şarkı söyleyen isimler var içlerinde. Oysa, eski ünlü isimlerin çoğu sadece şarkıcıdır.

Böyle bir isim var mı örnek vereceğin?

Evet, mesela Multitap diye bir grup var. Türkiye’de yapılabilecek en iyi müzikleri yapıyor. Aynı şarkıları başka biri okusa ortalığı yıkar. Yeni insanları kabullenmek çok güç, çok reklam gerekiyor. Oysa, birbirinden şahane dört genç yetenekli adam…  

RÖPORTAJIN DEVAMI HAFTA SONU DERGİSİ 2014/25 SAYISINDA...


Benzer Öğeler (etikete göre)

Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Sevimli Tehlikeli oyuncularının Hafta Sonu çekimi

0:00 Play

Demet Akalın röportajı kamera arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik