Menu

Ben bir moda otoritesiyim

Ben bir moda otoritesiyim

Ivana Sert, başrolünde yer aldığı ilk sinema filmi 'Yapışık Kardeşler' ile çok yakında beyaz perdede boy gösterecek. İlk profesyonel oyunculuk deneyiminin heyecanını yaşayan Sert ile ekranlarda fenomen haline gelen 'Bu Tarz Benim' yarışmasını konuştuk

Nuriye KIRMA

Güzel, akıllı, çalışkan ve disiplinli bir kadın Ivana Sert. Yaptığı işi son derece ciddiye alıyor ve en iyiyi ortaya koymak için sonuna kadar mücadele ediyor. İlk sinema filmi 'Yapışık Kardeşler'in basın tanıtımında buluştuğumuz Sert'e, 'Bu Tarz Benim'deki özel şovlarından yola çıkarak ileride şarkıcı olmak gibi bir planlarınız var mı diye sorduğumda; “Şarkıcı olmayı düşünmüyorum, korkmayın! Bence hayatta tek bir şeye konsantre olmak lazım. Çok fazla dağılırsanız, olmaz. Ben danslarımı ya da müziğimi sadece bu program için şov amaçlı yapıyorum” diyor. Programın başarısını samimi ve doğal olmasına bağlayan Sert, konu aşka geldiğinde ise biraz durgunlaşıyor ve konuşmak istemiyor...

Geçtiğimiz sezon kısa bir rolünüz olan ‘Yalan Dünya’yı saymazsak ilk profesyonel oyunculuk denemeniz. Neler hissediyorsunuz?

Bir film çektik ve bu gerçekten bambaşka bir şeydi. Çekimler toplamda 20 gün sürdü ve sadece İstanbul'da değil, farklı alanlara da gittik. Güzel bir film oldu. Sadece oyuncular değil, senaryo da oldukça iddialı. Kahkaha dolu bir komedi filmi. Senaryoyu elime ilk alıp okuduğumda çok güldüm ve çok inandım. Bana çok fazla teklif gelmişti ama hiçbiri yeteri kadar heyecanlandırmamıştı. Ama şükürler olsun ki, beklemekle geldi istediğim gibi bir iş.

Pek sizi heyecanlandıran kısmı neresi oldu?

Ekip çok pozitifti. Çok güldük ve enerjimiz hiçbir zaman düşmedi. Benim için kiminle çalışacağım çok önemlidir. Tam aradığım enerjide bir ekipti. Canlandırdığım 'Yahşi Cazibe' de eğlenceli bir karakterdi. Çok güçlü, kendi ayakları üzerinde duran bir karakter, kendi dünyasını elinde tutan bir kadın. Yanında sürekli iki tane korumayla dolaşıyor ve sevgilisi mafya. 

 ‘BEN AİLE İNSANIYIM’

ivana20141128-2

Canlandırdığınız karakterle benzer yönleriniz var mı sizce?

Bu kadın başka bir şey, Ivana Sert değil. Ben daha aile insanıyım. Ateş'le evde vakit geçireyim, mutlu oluyorum. 'Yahşi Cazibe' daha farklı benden. Ama şöyle bir şey var; filmde köylü güzeli oldum rol gereği ve inek sağdım. O sahneyi o kadar beğendim ki, ineklerin memelerini bırakmadım (gülüyor).

Bazıları dokunamıyor bile...

İneğin sahibi geldi, gösterdi ve ilk andan itibaren o hayvanla bir bütün oldum gerçekten. İneği sağmak ve kovayı sütle doldurmak o kadar hoşuma gitti ki, sahne bitti ben hala inek sağıyordum (gülüyor). Bayıldım resmen!

Doğa yaşantısını sever misiniz?

Doğa benim için her şey demek. Aslında böyle büyük binaları ve beton şehirleri sevmem. Doğada yeşilliğin ve hayvanların içinde çok mutlu oluyorum.

Peki ileride bir köy evinde yaşamayı düşünür müsünüz?

Çok isterim. Öyle yaşamak istiyorum. Bizim işlerde bir süre sonra yıpranıyorsun. Çünkü çok stresli bir yaşam. Sürekli göz önündeyiz. Bu yüzden de ileride doğal yaşamı çok isterim. Stres atmanın en kolay yolu kendini doğaya vermek. Mesela inek sağmak meditasyon gibi geldi. İstanbul'da inek bulamıyorum ama valla bulsam sağacağım (kahkahalar).

Öncesinde oyuncu olmak gibi bir isteğiniz var mıydı, yoksa bu proje geline mi aklınıza yattı?

Ben ilk 16 yaşında modelliğe başladım. Dolayısıyla kamera önünde nasıl duracağımı ya da nasıl bakacağımı o zamanlardan beri biliyorum. Bu set benim için büyük bir tecrübe ve okul oldu. Disiplinli ve çalışkan bir yapım var. İnandığım proje ya da inandığım insanın sonuna kadar yanında oluyorum.

Peki, herhangi bir oyunculuk eğitimi aldınız mı?

Hayır, almadım. Ama ihtiyacım olursa ya da yönetmenim söylerse tabii ki alırım. Çünkü her şeyin en iyisini yapmak isterim.

Mükemmeliyetçi bir yapınız mı var?

Evet. Ortayı sevmiyorum; her yaptığım iş, en iyi olsun istiyorum. Benim babam askerdi ve çocukken bana disiplini aşıladı. Çok kurallar koyardı bana. Böyle yetiştim. Sağ olsun, babamın bana verdiği disiplin beni bu noktaya getirdi.

Karşılıklı oynamak istediğiniz Türk oyuncular var mı?

İsim vermem yanlış olur. İyi proje olduğu sürece herkesle, tüm oyuncularla karşılıklı oynayabilirim. Türkiye'de gerçekten inanılmaz iyi oyuncular var. Benim geldiğim memleket Sırbistan'da bile insanlar çılgınlar gibi Türk dizilerini izliyor ve oyunculara hayranlık duyuyor.

 ‘MODAYLA YATIP MODAYLA KALKIYORUM’

photo-1

Moda üzerine kitap yazdınız, giydikleriniz, takıp, takıştırdıklarınız olay oluyor ve uzun yıllardır moda programları sunuyorsunuz. Bu programlar içerisinde izlenirliği en yüksek olanlar sizinkiler. Sizin için artık Türkiye’nin moda otoritesi denilebilir mi?


İşimi seviyorum. Modaya sekiz yılımı verdim ve modadan anlayan bir insan olduğumu düşünüyorum. Dolayısıyla benim için bir moda otoritesi diyebiliriz. Ama bunu da böyle kendim söylemek istemiyorum çünkü moda büyük bir sektör. Modadan daha iyi anlayan tasarımcılar da var. Hiç kimseye saygısızlık yapmak istemiyorum. Sadece tasarım olarak değil, kombin yapmaktan ve sunmaktan da anlıyorum. Şu an iş olarak modayla yatıp, modayla kalkıyorum. Bizim yaptığımız gibi bir programda doğru jüri seçip kaynaşmak çok önemliydi. Modadan anlamak ya da güzel konuşmak, bizim yaptığımız program için yeterli değil. Yapımcımız Caner Erdem işi çok iyi biliyor. Her etken, bütünlüğü oluşturuyor.

'Bu Tarz Benim'in ilk yapılmasına karar verildiğinde siz de fikirlerinizi söylediniz mi programın konsepti hakkında? Yani katkılarınız oldu mu?

Projenin tamamı Caner'lere ait. Ama tabii ki bizim de katkılarımız var. Her hafta başka bir şov yapıyorum. Bu işte herkesin emeği var.

Evet, sizin şovlarınız da çok beğeniliyor. Hatta geçen hafta programın finalinde şarkı söyleyeceğinizi söylediniz. İleride albüm yapma gibi bir fikriniz var mı?

Şarkıcı olmayı düşünmüyorum, korkmayın (gülüyor). Aslında benim müzik eğitimim var, müzik okuluna gittim ama yine de albüm yapmayacağım. Çünkü bir insanın her şeyi yapmaya kalkışması güzel değil. Bence hayatta bir şeye konsantre olmak lazım. Çok fazla dağılırsanız, olmaz. Ben danslarımı ya da müziğimi sadece bu program için şov amaçlı yapıyorum. Türkiye'ye gelmeseydim bana Sırbistan'da albüm yapılacaktı ve şarkıcı olacaktım. Ama zaman zaman da düşünüyordum “Ivana sen gece sahneye çıkıp, nasıl bu işi yapacaksın?” diye. Çok evcimen bir karakterim var. Bana göre değil şarkıcılık.

Bu sezon yarışma programınız ‘Bu Tarz Benim’de reytingleri oldukça yüksek bir program. Sizce seyirci bu programın hangi yönünü sevdi?

Programda her şey doğal ve doğaçlama. Programın casting'i çok iyi yapılmış. Tabii ki jürinin de etkisi çok büyük ama her şey bir bütün olarak güzel. Heyecan bitmiyor. Kavga taraftarı asla değilim, kızları da sürekli uyarıyorum ama onlar da birbirlerine çok zıt gidiyor. Halbuki kızlar şunu bilmiyor; hangi elbiseyi giyersen giy, eğer sen onu tavrınla, karakterinle, duruşunla taşıyamıyorsan şık değilsin. Eğer kötü bir karakterin varsa kimse senin elbisenin güzelliğini görmüyor. Aslında orada kimse kötü karakterli değil ama aralarında rekabet hırsı var. Birbirlerine çeşitli taktikler uyguluyorlar.

‘YARIŞMA KESİNLİKLE KURMACA DEĞİL'

Program içerisindeki yarışmacılar arasındaki diyalogların kurmaca olduğunu söyleyenler var. Doğru mu? Neler söyleyeceksiniz?

'Bu Tarz Benim' kesinlikle kurmaca değil. Oradaki insanlar, halktan insanlar. Oyuncu değiller ki. Siz onlara ne yapacaklarını söyleyemezsiniz, öğretemezsiniz. Bu programın başarısı doğallığından kaynaklanıyor. Cast çok iyi. Başarımızı kıskananlar programın gerçek olmadığını söylüyor.

Yarışmacılar arasında en beğendiğiniz isim kim? Ya da kendi tarzınıza yakın bulduğunuz?

Ben onu söyleyemem çünkü yarışma devam ediyor.

Bazı yarışmacılar kendi aralarındaki diyaloglarda son derece kırıcılar ama jüriye karşı dönünce bir anda meleğe dönüşüyorlar. Bu duruma seyirci olmak sizi sinirlendirmiyor mu?

Tabii ki rahatsız ediyor. Ben kızlara sürekli söylüyorum; “Yapmayın kızlar, şıklık bir bütün. Bu program sizin şansınız. Kendinizi en güzel şekilde göstermelisiniz. Bu sadece kıyafet değil, karakteriniz de şık olmalı” diye. Bu kadar kırıcı lafları kullanmaya gerçekten gerek yok. Daha anlamıyorlar aslında, öğrenmeye çalışıyorlar. Yavaş yavaş olacak hepsi.

Özlem ve Ayşegül en tartışılan isimlerinden… Sizden ikisi hakkında da birer cümlelik yorum rica edebilir miyim?

Özlem, ilk günlerde tarzını çok bulamıyordu, kendini ifade edemiyordu. Son günlere doğru bambaşka oldu. Saçını kesti, makyajını değiştirdi. Özlem hırslı bir yarışmacı. Oyun oynuyor gibi ama ne kadar gerçek olduğunu bilmiyorum. Bence onun hedefi, oyuncu olmak. Sürekli şov yapıyor, oyun oynuyor, yeteneğini göstermeye çalışıyor. Ama tabii ki, bu da önemli. Herkesin kendine göre taktiği var. Ayşegül ise, yarışmanın başından beri ne giyim tarzında değişime gitti ne de duruldu. Yarışmanın başından beri, çok kavga ediyor, çok laf söylüyor. Ama oyun oynamıyor. Karakteri öyle. Hayata kontrollü yaklaşmak gerek, söylediğin laflardan bir gün pişman olabilirsin. Aklından geçeni hemen söylememeli.

Zaman zaman Nur Yerlitaş’ın yarışma esnasında size sert çıkışları olabiliyor. Alınıyor musunuz hiç bu duruma?

Hayır, alınmıyorum. Çünkü biz birbirimizi sevmesek orada yan yana oturamayız. Bu program sadece tarz programı değil, aynı zamanda şov programı. Nasıl davranılacağını ya da konuşulacağını herkes biliyor. Bazen Nur Yerlitaş bana bir şeyler diyor, sataşıyor ama o zamanlarda duymuyorum gibi yapıyorum (gülüyor). Her zaman saygılıyımdır, çizgiyi bozmam. Zaten orada konuşulanlar kişisel değil.

  RÖPORTAJIN DEVAMI HAFTA SONU DERGİSİ 48/2014 SAYISINDA...


Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Sevimli Tehlikeli oyuncularının Hafta Sonu çekimi

0:00 Play

Demet Akalın röportajı kamera arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik