Menu

‘Gönlümdem geçen gümbür gümbür rock söylemek’

‘Gönlümdem geçen gümbür gümbür rock söylemek’

Cem Özer ile yaptığı müzikli stand-up şov ile gündemde olan Ömür Gedik’in, geçtiğimiz günlerde ‘Karşılaşma’ isimli yeni videosu da kanallarda dönmeye başladı.

Ömür Gedik, söz ve müziği Zeki Güner'e, düzenlemesi ise Selim Çaldıran'a ait olan ‘Karşılaşma’ adlı duygusal şarkısı ile dinleyicilerine sürpriz yaptı. Gedik'in kurucusu olduğu Haçiko'nun, üç yıl önce ölümden döndürdüğü sokak köpeği Punny’de klibin oyuncuları arasındaydı

Arzu ÇAĞLAN

Sevgili Ömür Gedik ile yıllardır tanışırız ve beni hala mafyaya topuğumdan vurdurmadı ya, işte en çok buna şaşıyorum! Zamanında, ilk şarkı söylemeye başladığı yıllarda, az mavrasını yapmadım. Derginiz Hafta Sonu’ndaki köşemde de, eleştirmeye devam ettim. Ancak Ömür sahiden içinde evliya sabrı olan bir kadın. Ne kibarlığını bozdu, ne de başka eleştirdiğim isimler gibi üstüme oynadı. Bu yüzden, ben de onu zaman içinde daha çok sevmeye başladım. Anadolu Hisarı’nda Big Chef’s’te buluştuğumuz gün oturduk ve içimizden ne geliyorsa konuştuk. Ömür, siyah suni deri taytını çekmiş, platin sarısı saçları ve bembeyaz teni ile Eurovision’da İsveç’i temsil edecek bir popçu gibi kafenin kapısında beni bekliyordu. “Şu ara merak saldım” dediği, içinde türlü türlü tuhaf otlar olan bir çay içerken, ona tüm bu eleştirilere nasıl da dayandığını sorduğumda, biraz gözleri dalıp gitti ama yine de ne sorduysam cevap verdi. Hürriyet gazetesindeki köşesinden sahne çalışmaları veya ekranda dönen kliplerinden tanıdığınız Ömür Gedik, bu hafta derginizde sizlerle…

Gazeteci gazeteciye yanlış yapmaz ama haberin olsun, açtım mikrofonu şekerim.

Yok canım, öyle de bir yapar ki! Bana kazık atan çok gazeteci arkadaşım olmuştur. En çok mesleki kıskançlıklar bize zarar verir. Sen de biliyorsun öyle insanlar çok…

Gazeteciliği de konuşacağız ama istersen son şarkın ‘Karşılaşma’ ile başlayalım. Şarkın bana 90’ları hatırlattı, nağmeli okumuşsun çünkü. Zamanında seninle çok uğraşmıştım ama bu şarkın güzel olmuş.

Haklıydın uğraşmakta canım (kahkahalar)... Zeki Güner, şarkıyı dinlemeye onun evine gittiğim ilk gün “Benim eserlerimin sihirli dokunuşları vardır. Sana da öyle olacak’ demişti, öyle de oldu. Bu şarkıyı ben de çok sevdim. Aslında, romantik şarkı çok sevmememe rağmen, bu şarkıda bu acıyı hissettim. Güçlü görünmeye çalışırım ama içimde bir kırılgan yan hep vardır. Yani, inşallah Zeki haklı çıkar. Çevremde herkes “Ömür güzel okumuş” diyor. Benim pop müzik yolunda yapmam gereken bir şey varmış, bu da bu tarzmış sanırım. Gerçi hala gönlümden geçen gümbür gümbür rock söylemek! Ben kendimi hep deri değil suni deri taytlar, ağır bir makyaj ve sağımda solumda elektro gitar çalan uzun saçlı müzisyenlerle hayal ediyorum. Gençliğim hep böyle geçti, hatta kızım Tayga’ya hamileliğimde ona karnımda Guns N’ Roses şarkıları dinlettim.

İnanmıyorum, alemsin Ömür. Kızın rock seviyor mu peki?

Hayır, hiç arası yok. O elektronik müzik seviyor.

Peki, videoda her şey güzel de, o boynundaki kocaman zincir bir metafor mu?

Hayır! Sevdiğim için taktım. Evde öyle çok zincirim var benim. Bak, bugün de farklı bir tanesini boynuma taktım.

Nasıl yani, evde Ferhat’ı mı bağlıyorsun (kahkahalar)?

Yok canım, yok öyle fantezilerimiz. Ama klibimi bir düşünelim; kadın şık bir parti kıyafeti giyinmiş ama o boynundaki zincir kadının kafasındaki karışıklığı gösteriyor...

Peki, bu kadına ne olmuş? ‘Testere’ filmindeki manyağın elinden mi kaçmış Ömür? Hem arabasını ağaca bindirmiş hem de melül melül ormanda tek başına boynunda kapı zinciri ile dolaşıyor. Ya, cidden benden başka kimse sormadı mı o zinciri?

Yok, sormadı ama artık soran olursa bu bir metafor diyeceğim! Hani, üniversitede öyledir ya... Ben Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili mezunuyum. En ağır İngilizce klasik eserleri okur, ödevler yapardık. Romanları uzun uzun çözümlerdik. O zaman ben hep şöyle düşünürdüm: “Yahu, belki bu adam bizim çıkardığımız bu manaların hiçbirini yazarken düşünmedi!” Biz klibin sonunu açık bıraktık. Bu kadın ile o erkek yıllar sonra yeniden karşılaşıyorlar. Hani, hepimizin hayatında başka erkekler, başka aşklar oluyor ama ilk aşktaki o samimilik ve naifliği kadın diğerlerinde bulamıyor. Günümüzde de bu böyle değil mi? Şu ara, ilk aşklarına dönen o kadar çok arkadaşım var ki... Hatta, birkaç tanesi şehir bile değiştirdi. O kadar mutlular ki! Cihan Çulfa, çok iyi genç bir oyuncu, çok da iyi bir çocuk, temiz kalpli bir insan. Kendi klibinde kendi kendine hüzünlenen benden başka biri var mıdır, bilmiyorum. İzledikçe gözlerim doluyor.

Peki senin bu seksiliğin ne olacak? Yakıyorsun ortalığı.

Yaşlandıkça öyle oluyor! Yıllar içinde benim de daha farklı, daha feminen bir havam oldu. Modacım Melih Yazgan’a gittiğimde bu kıyafeti çok beğendim. Ama geçen gün bir arkadaşım aradı “Sana bakmaktan şarkıyı dinleyemedim” dedi.

Yalnız klip değil, röportajlarında da senin giyim tarzın çok eleştiriliyor.

Seksiliğin dozunu çok kaçırdığımı sanmıyorum. Hani televizyon programlarında oluyor ya; yalancıktan kazaymış gibi bir yerleri açılıyor kadınların. Benim böyle bir olayım yok. Birkaç gazete röportajım bu konu ile ilgili eleştirildi, ben de tedbirimi aldım, artık dikkat ediyorum. Kıyafetlerim seksi ise de seksi, işte. Bana seksi denmesi hoşuma gidiyor.

‘ÇOK MÜKEMMELİM DEMİYORUM AMA ORTALAMANIN ÜSTÜNDEYİM’

Seninle ilgili bir-iki magazin sitesinde çok ağır yazılar okudum.

İnan bu insanların benimle dertleri ne bilmiyorum. Bence bazı insanlar benden cevap bekliyor, ben sustukça daha da çok hırslanıyorlar. Beklemeye devam etsinler, asla onlarla muhatap olmayacağım! Ama belli olmaz, belki yakında bazı magazincilere bir hakaret davası açabilirim. Bundan önce davalar açıp, kazandığım parayı sokak köpeklerine vermişliğim var. Oradan gelen parayı köpeklere harcamak bana çok zevk veriyor.

‘Hey Onbeşli’ türkün için ben de seni eleştirmiştim. O türküyü neden disko yaptın Allah aşkına!

Aslında o bir Balkan havası. O türküdeki Hüseyin de ölmüyor; askere gidiyor ve geri dönüyor. O yokken, Hediye’yi, yani nişanlısını Emin Efendi diye yaşlı bir adamla evlendirmişler. Hüseyin geri döndüğünde Hediye’yi köyde bulamıyor. Bu öykü yakında yeni bir filmin konusu olacak. Tokatlılar ilk başta bana çok kızdılar ama şimdi çok iyiyiz. ‘Hey Onbeşli’ türküsü bir ağıt olarak başlıyor ama gerisi o kadar ritmik ve hareketli ki! O yüzden biz de tempolu yorumladık. Onu zaten bir ağıt olarak okumana imkan ihtimal yok. Türküyü yeniden gündeme getirdiğim için Tokatlılar bana iki ayrı onur ödülü verdiler. Ödüllerimi evimde baş köşeye koydum. Bu olaylardan sonra Tokatlı bir sürü arkadaşım da oldu. Meğer İstanbul’da Tokatlılar ne kadar çokmuş! Dördüncü sıradaymış Tokatlılar İstanbul’da. Ben konserlerde hep “Burada Tokatlı var mı?” diye soruyorum, o kadar çok el havaya kalkıyor ki…

Boğaziçi Rock Korosu’nda şarkılar söyleyerek müziğe başladın ama piyasada en çok eleştirildiğin tarz da bu oldu. Rock söylemeye devam edecek misin?

Bir ara Teoman’a vokal yaptım. Haliç’te, bizim Boğaziçi üniversitesinin spor festivallerimiz olurdu, ben de grubumla çıkar sahne alır, yine rock söylerdim. İstanbul Avrupa Korosu, Ladies and Centilmen korusu, onlarla birlikte Açık Hava’da Al Bano, Ferhat ile konserlerimiz var. İstanbul’da söylemediğim koro kalmadı. Çünkü koro şarkıcılığını çok seviyorum. Mesela, İstanbul Avrupa Korusu’na çok zor ses alırlar. Kulak, nota bilgisi, birçok sınavdan geçersin. Yabancıların ağırlıkta olduğu bir korudur, ben orada uzun zaman şarkı söyledim.

Seninle ilgili en çok merak edilen şey, bu kadın kendine nasıl bu kadar güveniyor?

Evet, doğru; müzikte çok iddialıyım. Birçok şarkıcıdan daha fazla nota biliyorum. Atilla Özdemiroğlu, Gökçen Koray gibi farklı şeflerle çalışmalarım oldu. Sadun Ersönmez, Ozan Çolakoğlu, Selim Çaldıran, Ozan Doğulu gibi piyasanın en iyi aranjörleri ile çalıştım. Benim şarkıcılığım konusundaki eleştirilerin ilk başlarda hep şaşkınlık nedeni ile geldiğini düşünüyorum. Geçen gün sahnede Cem Özer “Senin hayatında sinema mı, müzik mi daha eski?” diye sordu. Müzik, daha eski benim hayatımda. Güveniyorum kendime. Sesimle ilgili eleştiriler içinse, zevkler ve renkler tartışılmaz. Zaten, o ilk başlarda şaşkınlıkla gelen oklar da azaldı. Ben kendi halimde ilerliyorum. Öyle “Çok mükemmelim” demiyorum ama ortalamanın üstündeyim. Eğer, hala kötü diye eleştiriyorlarsa beni, bu eleştirenlerin kötü niyetli olduğunu gösterir. 

RÖPORTAJIN DEVAMI HAFTA SONU DERGİSİ 18/2015 SAYISINDA...


ZA  2935


Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Sevimli Tehlikeli oyuncularının Hafta Sonu çekimi

0:00 Play

Demet Akalın röportajı kamera arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik