Menu

Elbisemi sıradan bir kadın giyerse çok heyecanlanırım

Atıl Kutoğlu
Atıl Kutoğlu

Hollywood starlarını, top modelleri, dünya jet-set’inin önemli isimlerini giydiren Türk modacı Atıl Kutoğlu ile İstanbul Fashion Week öncesinde buluştuk. Defile öncesi hayli heyecanlı olan Kutoğlu’nun yıllardır kurduğu en büyük düşün gerçekleşeceğini öğrendik.

ONU NEW YORK MODA HAFTALARINDA AYAKTA ALKIŞLANIRKEN GÖRMEK BÜYÜK GURUR VERİYOR.
Top modelleri, Hollywood starlarını giydiriyor, dünya jet-set’inden övgüler alıyor. Çocukluğundan beri aklına koyduğunu yapıyor. Çünkü ta lise yıllarındayken karar vermiş dünyaca ünlü bir modacı olmaya... Adım adım ilerlemiş, yılmamış. Okul sonrası gittiği Viyana’da düşlerine ulaşmak için cesaretini son damlasına kadar kullanmış. Bugün geldiği nokta ortada. Düşleri mi? Tümünün gerçekleşmesine çok az kalmış. En büyük hayalini, ‘kendi markasını dünyada bir lifesytle markası olarak konumlandırmak’ olarak açıklayan ünlü modacı, bu hedefine şimdiden ulaşmış görünüyor.

Modacıların sanatçı olduğunu düşünüyorsunuz. Son günlerde bir heykel tartışmasıdır gidiyor. Moda tasarımıyla ilgili aynı davranışın sergilenmesi konusunda tavrınız ne olurdu?
Modayı kesinlikle bir sanat dalı olarak görüyorum. Çünkü modacılar her sezon yenilikler yaratıyor, daha önce var olmayan kreasyonlar çıkarıyorlar ortaya. İnsanlara çok yakın bir sanat dalı moda. Hatta üstlerinde taşıdıkları bir sanat dalı. Böyle bir tartışmanın modaya yansımayacağını düşünüyorum.

Siyasi değişimler, toplumsal hareketler moda çizgisinin değişiminde etkili mi?
Mutlaka etkili, her şey modayı ve modacıları etkiliyor bence; dünyada olan biten her şey. Sonuçta biz modacılar dış dünyadan etkilenimlerimizi, iç dünyamızla ve sevdiğimiz konularla birleştiriyoruz ve böylece ortaya yeni koleksiyonlar çıkıyor.

‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisi gerek senaryosuyla gerekse kostüm tasarımlarıyla çok eleştirildi. Sizce bu dizinin kostümleri başarılı mı? Siz olsanız nasıl tasarlardınız?
Diziyi izleyemedim, sadece basından ve dergilerden resimlerini gördüm. Genel olarak kostümleri başarılı buldum ama biraz fazla eskiye dönükler galiba. Ben olsam bugünün ruhuyla farklı yorumlardım.

Bu yılki koleksiyonda neler hakim? İlham kaynağınız neler?
Önümüzdeki yaz için hazırladığım koleksiyonda çocukluğumdan hatırladığım Ege ve Akdeniz tatillerimiz ilham kaynağım oldu. Dolayısıyla maviler, bejler, renkli etnik desenler koleksiyonda ön planda. Miniler ve yumuşacık deriden küçük mont ve elbiseler Club Med’in eski disko gecelerini hatırlatan parçalar. İstanbul Fashion Week’te sunduğum 2012 sonbahar-kış koleksiyonumsa Hitchcock’un ‘Kuşlar’ filminden izler taşıyor. Siyah ve antrasit, kreasyonlara hakim olan renkler. Swarovski Elements kristalleriyle işlenmiş kokteyl elbiseleri de nefes kesecek...

10 yıldır New York Moda Haftası’nda podyuma çıkan tasarımcı olarak IFW’yi nasıl görüyorsunuz?
IFW’i tüm kalbimle destekliyorum. İTKİB, Moda Tasarımcıları Derneği ve Deri Tanıtım Grubu böyle bir organizasyonla Türk modasına büyük katkı sağlıyorlar.

IFW’nin eksikleri ya da artıları neler? Önerileriniz var mı?
Çok sayıda yabancı basın mensubu ve seçkin konuk ağırlamak önemli bu organizasyonlar için; Türk modacılarının ve firmalarının koleksiyonlarını, çizgilerini tüm dünyaya taşısınlar ve anlatsınlar. Bu konuda güzel bir başlangıç yapıldı, IFW’in güçlenerek ilerleyeceğine inanıyorum. Tüm Türk tasarımcıların ve önde gelen hazır giyim markalarının bu organizasyona destek vermeleri gerekir.

Tasarım, hayatımızda hep vardı. Oysa günümüzde artık markalaşma ve ünlü bir designer olma ile özdeş tutuluyor. Sizce tasarım nedir, ne değildir? Kimler bu anlamda tasarımcı sayılabilir?
Tasarım yoktan bir şey var etmektir veya var olan bir ürüne çok farklı bir yorum getirmek de bir nevi tasarımdır bence. Güçlü bir marka olmak içinse sadece iyi bir tasarım değil, karakterli bir ürünle doğru komünikasyonu buluşturmak gereklidir. Yani yaptığınız güzellikleri insanlara tanıtmanız ve ulaştırmanız önemli...

Siz bir moda tasarımcısısınız ancak dünyaca ünlü moda tasarımcılarının çoğu artık yalnızca bu alanda değil, bir yaşam stili sunuyorlar. Atıl Kutoğlu markası bu anlamda nereye gidiyor?
Benim zaten başından beri en büyük hayalim kendi markamı dünyada bir ‘lifestyle’ markası olarak konumlandırmaktı. Markalaşma sürecinde tabii ki lokomotif rolü kadın koleksiyonları oynar. Onlar dünya basınında ses getirir, ünlülerin üzerinde görülür ve modacının kimliğiyle bütünleşerek markayı büyütür. Daha sonra adım adım diğer ürün grupları eklenebilir. Atıl Kutoğlu markasını çok yakında birçok ürün grubuna yayacağız. Erkek koleksiyonu kapıda. Parfüm için de görüşmelerimiz devam ediyor.

Türkiye’de son yıllarda çıkan yeni yetenekler arasında beğendiğiniz isimler kimler?
Türkiye’de birçok yeni yetenek beni etkiliyor. Bunlardan beğendiklerim Ümit Benan, Özgür Masur, Zeynep Tosun. Şimdi aklıma gelmeyenler de mutlaka var.

Markanızın tüm tasarımlarını kendiniz mi yapıyorsunuz? Yarışmalara katılan ve kendini ispat etmeye çalışan yetenekli Türk gençlerine markanız içinde yaratıcılığını ortaya çıkarma şansı verme gibi düşünceniz var mı?
Şu anda kendim yapıyorum. Çünkü hâlâ aklıma gelenleri kağıtlara ve ürüne dökmeye yetişemiyorum. O yüzden tasarımda fazla yardıma ihtiyacım olmuyor. Ama yanımıza her zaman stajyer gençleri, hem Türkiye’de hem Viyana’da seve seve alıyoruz. Gençlerle çalışmayı çok seviyorum.

Çalışmayı en çok sevdiğiniz materyal, renk ve çizgi nedir?
Deri çok sevdiğim bir malzeme. Deri Tanıtım Grubu ile Türk derisini dünyada en üst seviyeye taşımak için işbirliği yapıyoruz. İpekli, yünlü kumaşlar ve kaşmir... Aslında her türlü malzemeyi severek çalıştığımı düşünüyorum.


Atıl Kutoğlu, 2012’deki tasarımlarında seksi, çarpıcı ve konforlu parçaların hakim olduğunu söylüyor. Prenseslerin modacısı, tasarımlarını sıradan bir kadının giymesinden büyük mutluluk ve heyecan duyacağını belirtiyor.

Prensesleri, top modelleri, Hollywood yıldızlarını giydiren ünlü bir modacı olarak tasarımlarınızı sıradan bir kadının üzerinde görseniz ne hissederdiniz? Çok heyecanlanırım! Ben tasarımımı kimin üzerinde görsem heyecanlanıyorum ve mutlu oluyorum.

2012’nin modasına hangi tema, olay ya da düşünce yön verdi? Önümüzdeki yıl neler giyeceğiz?
Şimdiden fazla bilgi vermek istemiyorum. Çünkü kopya edilme tehlikesi var ama 2012 için seksi, çarpıcı ve konforlu parçalar geleceğini şimdiden müjdelemek isterim. Hem nostalji ruhu olacak yeni kreasyonlarımda, hem de modern ve cool çizgiler...

Modada denenmeyen kalmadı. Günümüzde tasarımcı ve kaşif artık yetişmiyor mu? Jean gibi kitleleri etkileyen ve asla gündemden düşmeyen yeni bir şeyi sunmak çok mu zor?
Ben öyle düşünmüyorum. Geçmiş yıllardan esinlense de modacılar, her zaman mutlaka yeni kreasyonlara farklı bir ruh, bakış açısı getiriyorlar. Yani herkes yeni versiyonları giymeyi tercih ediyor, onlara heves ediyor. Kalkıp da anneannesinin dolabından giyinen çok az. Demek ki yeni koleksiyonlardaki kumaşlar, kuplar, detaylar daha farklı, daha modern, daha güncel. Modacılar sadece geçmişten değil, gelecekten de veya çok farklı şeylerden de etkilenebiliyorlar. Bu bir kitap, bir sergi, bazen bir obje bile olabiliyor. İşin güzel tarafı, sonuçta ortaya insanları mutlu eden, heveslendiren yeni koleksiyonların çıkması.

Güzide YÜLEK


Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Sevimli Tehlikeli oyuncularının Hafta Sonu çekimi

0:00 Play

Demet Akalın röportajı kamera arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik