Menu

Mehmet Birgen: "Artık bana zevk veren şey; evim, ailem, çiftliğim"

Mehmet Birgen: "Artık bana zevk veren şey; evim, ailem, çiftliğim"


Mehmet Birgen’i, Bodrum’a giden herkes, o meşhur Catamaran Club’ın sahibi olarak bilir. Onun bu işi bir hobi olarak sadece dostlarıyla eğlenmek adına kurduğunu kim bilebilirdi ki… Hayatı Am erika, Cenevre ve Londra üçgeninde geçmiş olan Birgen, öylesine bir hayat yaşamış ki, onun için ‘hayat gurmesi’ desek yanlış olmaz herhalde... Birçok Hollywood yıldızı ve Arap Yarımadası’nın kralları ve prensleriyle yakın dostlukları olan Birgen ile iş hayatından aşklarına kadar pek çok bilinmeyenini konuştuk. İşte Birgen’in macera dolu hayatı.

 

Serkan BAL
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Fotoğraflar: Ozan KUTSAL, Mehmet Birgen arşivi

12015-mehmet-birgen-2


Mehmet Birgen deyince akla hemen Bodrum’daki Catamaran geliyor. Herkes sizi böyle tanıyor. Daha doğrusu yeni nesil sizi böyle biliyor. Biraz kendinizi tanıtır mısınız bize?
O öyle hobi olarak yaptığım bir şey, esas işim değil. Ben çocuk denecek yaşta Türkiye’den ayrıldım. 1951 yılında Londra’ya gittim. O zaman Londra’ya direkt uçak falan yoktu, pervaneli uçaklarla gittik. Zürih aktarmalı gidiliyordu. Altı yaşındaydım, annem beni orada ilkokula vermişti. Sonra geri geldim ve 1958-59’da Galler’e yatılı okula gittim. Liseyi Londra’da okudum. Üniversite eğitimimi de Amerika’da tamamladım. Dünyanın ve Amerika’nın birçok yerinde ikamet ettim. Miami, Texas, Los Angeles, Dallas, Cenevre, Londra gibi...

 

Kaç yıl kaldınız yurt dışında?
40 küsur yıl yurt dışında yaşadım.

 

Üniversite eğitiminizi dekorasyon üzerine almışsınız, doğru mu?
Tasarım desek daha doğru olur. Dekorasyondu aslında ama tasarım bana daha kolay geldi. Benim çizimim çok kuvvetlidir. Herkesin üç buçuk ayda çizdiği şeyi ben hemen iki haftada çizer bitirirdim.

Bu arada dört yıllık üniversite eğitiminiz sekiz yıl sürmüş, değil mi?
60’lı yıllarda Miami’de üniversite okumak zordu. O yıllarda Amerika’da üniversiteye gitmek büyük bir şans. Muhteşem bir üniversite hayatı vardı Miami Üniversitesi’nde. Sırf eğlenceydi yani... Haliyle böyle olunca dersler zorlaşıyor. Her yer palmiye ağacı, Hindistan cevizi ve kız dolu. Nasıl ders çalışacaksın (gülüyor)...

 

O dönem Miami’de hiç Türk var mıydı?
Nerede! Sadece dört Türk’tük. Kurşunoğlu ve İsmail Satmar, onlar zaten üniversitede profesördü. Bir de genç bir mühendis olan Yılmaz Akdoruk vardı. Dördüncü Türk de bendim. Biz buluşur gezerdik. İsmail Abi matematik profesörüydü. Texas Tommiks okurdu; ben şaşırırdım. “Niye bunları okuyorsun?” diye sorardım, o da bana “Oğlum beynimi dinlendiriyorum bunlarla” derdi. İşte böyle sekiz yılda bitti üniversite.

 


Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Sevimli Tehlikeli oyuncularının Hafta Sonu çekimi

0:00 Play

Demet Akalın röportajı kamera arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik