Logo
Bu sayfayı yazdır

Sedat Mert: ‘Romantik bir rolü özlemişim’

Sedat Mert: ‘Romantik bir rolü özlemişim’

Yüksel ŞENGÜL
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Mütevazı, saygılı ve coşkulu bir genç adam Sedat Mert. Coşkusu, dizisiyle filminin aynı anda izleniyor olması ve sevilmesinden geliyor. Sohbetimize diziyle başladık...

‘Kalbim 4 Mevsim’ adlı dizide Orhan rolüyle Sedat Mert’i izliyoruz. Diziyle, rolünle ve teklifi kabul edişinle ilgili bize neler söylemek istersin?
Bağlı olduğum ajansım People Casting Talent Agency, Asis Yapım’ın projesinden söz etti ve Orhan karakteri için benimle görüşmek istediklerini açıkladı. Yapılan görüşmeler sonunda Orhan’a kanım kaynadı. Ali Ulvi Hünkar gibi bir yazarın hikayesinde onun kaleminden çıkan bir karaktere hayat vermek beni çok mutlu ediyor. Siz de biliyorsunuz, son dönemlerde ben hep vurdulu kırdılı rollerde oldum. Romantik bir rolde olmak açıkçası hoşuma gitti.

Orhan karakteri demek ki Sedat Mert’in hoşuna giden bir karakter...
Orhan’ın hikayesinin omurgası, geçmişinde yaşadıklarından sonra hayatının sürprizi olarak karşısına çıkan Buket’e olan aşkına dayanıyor.


12031-sedat-mert-2
Ön hazırlık yapabildin mi?
Senarist Ali Ulvi Hünkar ile bir araya gelip fikir alışverişinde bulunduk. Bu arada Devrim Yakut’la kısa süreli bir ön hazırlığımız oldu.

Genelde pek çok kişi ve ben de dahil, sandık ki Sedat Mert ‘Kalbim 4 Mevsim’ dizisine sonradan dahil oldu...
(Gülüyor) Yok, baştan beri vardım ben. Ancak senaryo gereği diziye sonradan girdim. Yoksa sonradan ekibe dahil olmak gibi bir şey yok.

Buket’le yani Ayça Varlıer’le kamera önündeki uyumunuz, elektrik ya da paslaşmanız tam anlamıyla oturdu mu?
Gerçekten Ayça Varlıer’le birlikte kamera önüne geçmek benim için şans oldu. Benim uyumlu olabileceğim kadın profiline çok uyuyor Ayça Varlıer. Onunla elektrik anlamında son derece uyumluyuz. Kaldı ki, Allah nazarlardan saklasın, ekip olarak çok iyiyiz.


12031-sedat-mert-3
Orhan’la örtüşen, benzeşen özellikleriniz var mı?
Orhan, masalsı bir karakter aslında. Pek geçmişi bilinmiyor çünkü. Daha önce travmatik bir olay yaşamış, ayrılıkla biten bir evlilik yapmış. Geçmişte yaşanan bir trafik kazası var ve o kazada oğlunu kaybetmiş. Orhan için bu büyük bir travma. Onu atlatmış ve tam o sırada sislerin içinde Buket’le karşılaşıyor. Onu kendime çok yakın buluyorum. Zarifliği, centilmen oluşu, kadına davranış tarzı, aşka bakışı bana çok benziyor.

Orhan’ın Buket’e aşkını izliyoruz ekrandan. Peki, Sedat Mert’in gerçek hayatında yaşadığı aşkla örtüşen yanları var mı?
Aşkın tarifi olmaz ve herkes başka türlü yaşadığına inanır. Elbette aşk aşktır. Aşk rezil de eder, vezir de... Aşk böyle bir şey.

Sedat, kamera önüne taşımak için gerçek aşkından kopya çekiyor mu, arada bir ve bu kopyalara sevgilisi kızıyor mu?

(Gülüyor) Sedat ayrı, Orhan ayrı. Sevgilim de bunu biliyor elbette. Oyunculuk dediğimiz şey, bütün duyguları kamera önünde ya da sahnede yansıtmaktır. Aşkı yaşamış olanların ve bilenlerin elbette avantajları oluyor.


12031-sedat-mert-4
Senin oyunculuğa karar vermenin ve ‘Kara Melek’te başlamanın da ilginç bir öyküsü var, değil mi?
Turizm Otelcilik Lisesi’nde okurken, okulun İngilizce bölümü tiyatro grubu kurdu. Benim dil dersim de zayıftı. Ne yaptım ettim, o oyundan bir rol kaptım ve o rol sayesinde de dersten geçtim. O amatör ruh, demek ki oyunculuk konusunda bende bir temel oluşturmuş.

Turizm Otelcilik Lisesi nereden çıktı peki?

Çocukluğum Şaşkınbakkal’da geçti. Babam ‘Saatçi Arif’, 45 yıllık saat tamircisi. İlkokul yıllarında babamın tezgahına geçip, daha çok da onun olmadığı zamanlarda kurcalayıp bozarak ben de saat tamirciliğini öğrendim. Lise yıllarına kadar babamın yanında çalıştım. Zaman zaman sevgili Çetin Altan da yazılarında Saatçi Arif’e yer vermiştir. Bizim hala Şaşkınbakkal’da dört metrekarelik dükkanımız hizmet vermeye devam ediyor. Babam bana “Bu işin yanında mutlaka bir meslek sahibi olmalısın” derdi hep. Bu yüzden de o dönemde beni Turizm Meslek Lisesi’ne yazdırdı. Değişik otellerde çalıştım, staj yaptım. Turizm otelciliği ön lisans olarak okudum, ardından lisansımı işletme bölümünde gerçekleştirdim.

Dönelim ‘Kara Melek’e...
‘Kara Melek’ bence Türkiye’de bir milattır. Sıradan bir vatandaş olarak çok beğendiğim ve içinde olmak istediğim bir projeydi. Kapılarını çalıp bunu dile getirdim. “Bir yerden başlamam lazım ve ben bunu çok istiyorum” dedim. Yönetmen Türkan Derya’yla görüştüm. Şansıma o dönem Toprak Sergen projeden ayrılacakmış. Doğru zamanda doğru yerdeydim galiba. “Deneme çekimi yapalım” dediler. Özgüven var ama o noktada korkularım başladı “Ne yapacağım?” diye. Cesaret var ama bilmediğim bir dünya. Hemen özel dersler almaya başladım. Kubilay Karslıoğlu ve daha birçok tiyatrocudan dersler aldım. Atölye çalışmalarına başladım Aksoy Ailesi’nin yanında. ‘Kara Melek’te canlandırdığım Mert karakteri iddialı bir roldü. Ve bu şekilde oyunculuk serüvenim başlamış oldu. Benim için yükseliş olan bir dönemde Sanem (Çelik) projeden ayrıldı ve hevesim kursağımda kaldı. Çünkü dizi bitti.

Şanssızlık işte...
Tam da o dönemde Neşe Erberk’le tanıştım, ajansa bağlı olarak çok ünlü markaların defilelerine çıktım. Çok güzel, hareketli bir dönemdi. Kısa süre sonra da Hollanda maceram başladı.


12031-sedat-mert-5
O zaman Hollanda’yı konuşalım...
Bana “Amsterdam’a gideceksin, orada yaşayacaksın” deseler, “Ne işim var?” der, gülerdim. Hollanda olması tamamen tesadüf. İzmir’e tatile gittim kafayı dinlemek için. Gittiğim otelde daha önce duymadığım bir dil, Felemenkçe dikkatimi çekti. Otelin sahibiyle tanıştım, dost oldum ve Cihat Bey bana “Hollanda’da bir acentam var, gitmek ister misin?” dedi. Oyunculuğu ertelemek istedim ve teklif çok hoşuma gitti. Yolda bu kez de İbrahim Bey’le tanıştım. Onun da kafesi varmış, orada çalışmaya başladım.

Amsterdam’da hayat çok renkli olmalı...
O renkli hayata kapılmamak için spora başladım. Futbol ve kick boksla uğraştım. Bunlar oyunculuğumu da besleyen şeyler oldu. Ve artık “Madem buradayım, vatandaş olma hakkımı da kullanayım” dedim, TC’den vazgeçmeden, ikinci vatandaşlık hakkımı Hollanda için kullandım. Hollanda’da birçok filmde oynadım. Canlı yayın sunuculuğu yaptım. Fırsat olursa burada da yapmak isterim, çünkü canlı yayın sunuculuğunda çok başarılıyım. Orada Beşiktaşlılar Derneği’nin kurulmasına yardımcı oldum. Amsterdam’dan Türkiye’ye turlar düzenledim ve o arada askerliğimi yaparak vatan borcumu ödedim.

Türkiye’ye dönüşte özlem var, hasret var ama en önemli etken, Fatih Aksoy’un şu anda sinemalarda olan muhteşem filmi ‘Fetih 1453’ oldu galiba, değil mi?

Evet, bu teklif beni heyecanlandırdı ve hemen kabul ettim.

Zağanos Paşa olmayı nasıl başardın? Rolün hakkını verdiğine inanıyor musun, içine sindi mi?
Tarihi karakterleri canlandırmak gerçekten çok zor. Elimizdeki tek kaynak tarih kitaplarıdır. Zağanos Paşa’yı yeniden ete kemiğe büründürmek zor oldu. Zağanos, Fatih’in askeri eğitmenidir. Sorumluluğu çok büyüktür. Fetih sırasında topları kullanan paşadır kendisi Rumelihisarı’nın yapımında emeği geçmiştir. Zağanos Paşa, kız kardeşiyle evlendiği için de Fatih Sultan Mehmet’in eniştesidir.

RÖPORTAJIN DEVAMI HAFTA SONU DERGİSİ 2012/10 SAYISINDA...


Ortam

Hafta Sonu Dergisi © www.haftasonu.com.tr Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.