Menu

‘Karşıma evleneceğim değil, eğleneceğim erkekler çıktı!’

Saba Tümer
Saba Tümer

Ekranların ‘bayan kahkaha’sı, o gün her sorumuza içtenlikle ve gülümseyerek cevap verdi. Son günlerde “Otele girerken yakalandı!” başlıklı haberle manşetlere çıkan Saba Tümer ile, önce Mehmet Aslan’la paparazzilere yakalandığı o geceyi, sonra hayatını, aşkı ve gelecekle ilgili projelerini konuştuk. Elbette kahkahalar arasında.


Kuruçeşme Hotel Les Ottomans’ta buluştuğumuz gün Saba Tümer’in gülen yüzü bize de iyi geldi. Hem fotoğraf çekimlerinde, hem de röportajımızda neşe hiç eksik olmadı. Üstelik sohbetimize son günlerde onu üzen konularla başlamamıza rağmen Saba Tümer hep gülümsedi.

Saba Tümer cephesinde neler oluyor? Bazı negatif haberler üst üste geldi galiba...
Acun Ilıcalı’nın yanına jüri olarak oturmamla birlikte bir hareket başladı bana karşı. Galiba bazı insanlar haset duyuyor. Kadın olarak başarılıyım, şimdi de bir dans yarışmasında jüri oldum, Acun’un yanında oturunca da kıskananların sayısı arttı gibi geliyor bana. Sanki özellikle bir uğraşmalar başladı benimle ilgili. Mehmet Aslan’la otelde sabahladığın yazıldı, çizildi.

Orada kötü olan manşetti. Biz o akşam Mehmet Aslan, annesi ve kardeşiyle birlikte yemek yedik. Anneyle yenilen yemeğin hiç kaçamağı olur mu? Olmaz. Sonrasında aile dostlarını otele bırakmaya gittik. Haberin veriliş tarzı çok kötüydü. “Otele girerken yakalandılar” gibi bir manşet... Neyi yakalıyorsunuz? O kadar salak mıyım ben? Ayrıca evim var, barkım var, birlikte olacaksam ne işim var otelde? Farzedin ki gittim, salak mıyım ben yakalanayım? Niye otele beraber girelim ki, bunun tedbirini alırız ayol!

Bir de bunun üstüne programındaki bir altyazı ve son dakika haberi tuz biber ekti. Kadın pilotlarla sohbet ederken, düşen helikopter haberi altyazı olarak verildi. Sen gülüyordun, görmedin mi o altyazıyı?
Bu konuda tek şey söyleyeceğim. Eskiden haftada bir gün, cuma geceleri Yasin okurdum, artık her gece okumaya başladım. Ben o gece, eve gidip şehitlerimiz için Yasin okudum. Çok merak ediyorum, bunu yazanlar ne yapmışlar acaba? İnsanlar niye bu kadar kötü niyetli olabiliyor? Anlamıyorum.

Sinan Akçıl, yılbaşında programı yayınlanmasın diye ihtarname çekmişti. O konuda bir gelişme oldu mu ve neden yayınlanmasını istemedi?
Bunu ona sormak lazım. Onu çok onore eden bir program çektik. Özel hayatıyla ilgili açıklamalar yaptı. “Ne istersen sor, her şeyi anlatacağım” demişti. Belki de bazı kişilerin dolduruşuna geldi, kim bilir.

Saba Tümer Saba Tümer
Saba Tümer Saba Tümer, Tina ve Yüksel Şengül, sohbet sonrası objektif önünde...

Sonunda program yayınlandı...
Elbette yayınlandı. O ihtarname çektiğiyle kaldı. Bir yayını durdurmak öyle kolay değil ki. O zaman o yayın boyunca verilen reklamların da parasını ödemesi gerekiyor!

Gelelim dans yarışmasına. Sana göre en şanslı kim?
En şanslı bana göre Azra. Her hafta birinci oluyor. Bence Azra ile Pascal kapışır gibi geliyor. Pascal da çok iyi dans ediyor.

Burcu Esmersoy da partnerinden etkilendiğini söylüyordu.
Eveeeet (gülüyor). Elense de, Burcu kendini çok geliştirdi, çok.

Puan verirken zorlanıyor musun?
Bazı performanslarda keşke 10’un üzerinde puan olsa diyorum. Genelde 8 ve 9 puan veriyorum ki, mükemmel bir şey çıkınca 10 verebileyim.

Hiç 10 puan verdin mi?
Evet, 10 puan verdim. Azra’ya ilk ben verdim (gülüyor). Şimdi televizyonda etseydim bu lafı, bana gene geçireceklerdi, “İlk ben verdim” lafına (gülüyor). Bazıları çok kötü niyetli!

Dansı sever misin?
Latin danslarını çok seviyorum, ders almayı düşünüyorum. Program nedeniyle gecelerim dolu. Sabah saatlerinde de ders almaya kalksam, kendime partner bulamam (gülüyor).

Finalde Saba Tümer’i dans pistinde görecek miyiz?
Yok, ben orada dans etmeye utanırım, yapamam. Başka bir programda dans ederim belki.

Var mı başka projeler?
Oyunculuğu denemek istiyorum. Özellikle sit-com tarzı bir çalışmada yer alabilirim.

Yine güldürmek istiyorsun. Peki ağlatmayı denesen?
İnsanlar zaten ağlıyor. Ortam çok negatif. Bari ben güldüreyim insanların yüzünü.

Bir dönem ‘Aşk-ı Memnu’nun tiryakisiydin, şimdi hangi diziyi izliyorsun?
Şimdi de ‘Karadağlar’ı izliyorum.

‘Muhteşem Yüzyıl’ı izledin mi?
Henüz izleyemedim.

RTÜK diziye uyarı cezası verdi, tepki gösterenler çok oldu.
Bu bir dizi, hoşgörülü olmalıyız. Bu diziyle birlikte gençler tarihi sevebilir. İlginç bir toplumuz. Ciddiye almamız gereken şeyleri almıyoruz, almamamız gerekenleri ciddiye alıyoruz.

Evet, gelelim en önemli soruya. Biliyorsun, aşkın kapıyı ne zaman çalacağı belli olmuyor...
(Gülüyor) Aşk kapıyı çalarsa! Aşk kapımı tıklatmak üzere diyelim (gülüyor). Tıklattı da, “Kim o?” diyorum, daha açmadım kapıyı.

Kim tıklattı peki?
Yok ayol, şaka yapıyorum!

Şaka bir yana Saba Tümer’in de hayatında bir erkek olmalı, değil mi?
Evet, haklısınız, tabii ki hayatımda biri olmalı artık. Çünkü hayat yalnız geçmiyor. Geçenlerde magazinci çocuklar çok sıkıştırdılar “2011 yılında evleneceğim” dedim.

Var mı beklenen bir beyaz atlı?
Benim beyaz atlı biraz kallavi ve ağır. Ancak gelecek, bekliyorum...

Aşık olunca neler yaparsın? Hep romantik konuklar mı çağırırsın, romantizm içinde yaşayıp sevdiğin adamın peşinden mi koşarsın?
Yok, ilişkilerimi eğlenceli bir şekilde yaşamayı seviyorum. Ne bileyim matrak bir mesaj atayım, karşı taraf bana matrak bir mesajla yanıt versin gibi düşünüyorum. İlişkinin içerisinde cilveleşmeyi, fingirdeşmeyi severim. İlişkiye başladıktan sonra da o fingirdeşmeyi devam ettiririm, ettirmek isterim. Oradan beslenirim.

Unutamadığın bir aşk var mı?
Evet, eskilerden bir ilişkim var. Onu tam olarak unutamadım. 1997 olması lazım, İstanbul’a ilk geldiğim zamanlarda yaşadığım bir ilişkiydi. Bugün bile onu görünce fena olurum, o da oluyor.

Bizim tanıdığımız bir isim mi?
Basınla fazla haşır neşir değil. Ama kendisi bir iş adamı.

Sana çok evlenme teklifi geliyordur. Günde ortalama kaç teklif alıyorsun?
Öyle hesaplamadım ama bir hayli geliyor (gülüyor).

Aralarından ilgini çeken teklifler var mı?
Genelde, benim erkek arkadaşlarım evleneceğim değil eğleneceğim, erkekler oldu. Yani tamam çok güzel ilişkiler ve aşklar yaşadım ama hani “Aa işte bu benim evleneceğim adam” gibi bir düşünceyle hareket etmedim. Belki bundaki en büyük etken erken yaşta yaşadığım kayıplar oldu. Önce kendi ayaklarımın üzerinde durayım, kendim olayım. Ondan sonrakiler de gelirse gelir, gelmezse gelmez. 4,5 yıl beraber yaşadığım bir erkek arkadaşım vardı. İmza olmadı ama evlilik gibi bir şeyi yaşadım ve bu olayın ne kadar zor olduğunu, ne kadar meşakkatli olduğunu da biliyorum. Hele şu çalışma tempom içerisinde… Zaten belirli sektörler olmaz; bankacı olamaz ben yatarken adam işe gidecek, doktor hiç olamaz. Ancak banka bekçisi olabilir (birlikte gülüyoruz). Bu sefer, genç erkeklerle dedikodum çıkıyor. Yaşlısı da akşama kadar beni evde uyanık mı bekleyecek? (gülüyor) Uyanık bekledi de biz varmadık mı? Gerçi bunlar da işin geyiği oldu biraz (gülüyor).

Zaman zaman anne olmayı düşündün mü?
Anne olmak çok zor bir şey, çok büyük bir sorumluluk ve ben hayatımda o sorumluluğu yeterince yaşıyorum. Fazlasıyla sorumluluk sahibi bir insanım ve bir bebeğin sorumluluğu beni gerçekten gerer. Bütün arkadaşlarım evli sayılır ve evlenenlerin pek çoğu benim hayatıma özeniyor. “Ay ne güzel özgürsün” diyorlar. “O zaman neden evlendiniz?” diyemiyorum.

Sizin aşkınız programınızla galiba...
Programların başları ve sonları çok önemlidir. Aşk gibidir bu… Programların da, aşkların da başlangıç ve sonları hep sancılı olur.

Konuklarınla aranda her zaman bir sıcaklık, yakınlık ve samimiyet kuruyorsun. Bu samimi ortam izleyiciler üzerinde de bir rahatlama oluşturuyor. Peki, bu atmosfer kendiliğinden mi oluştu, yoksa baştan beri hep bilinçli olarak mı kahkahalı konsept hazırladın?
Kahkahalı bir konsept hazırlamadım. O, çıktı ortaya. Kendiliğinden... Show TV’de bu programı yaparken, ki program orada başlamıştı. Başta haberler yer alıyordu, ardından konuk ağırlıyordum. Yine kahkaha vardı ama başında haberler var diye biraz daha durağan, biraz daha ağırbaşlıydı. Kendimi bu kadar koyvermiyordum, tutuyordum. Derken, programıma Okan Bayülgen konuk olarak geldi. Bana dedi ki; “Gülerken, bir anda ciddileşen bir tek seni gördüm. Çok güzel gülüyorsun, rahat rahat gülsene, devam etmelisin”. Zaten sonra da, ‘Haber Makinesi’ programından teklif geldi. Geçenlerde programına katıldım ve “Okan sen bana ‘gül’ demiştin, gülüyorum” diye hatırlatınca, “Yahu ‘gül’ dedim ama bu kadar değil” dedi (birlikte gülüyoruz).

Toplum olarak çok fazla gülene tepki gösteriyoruz. Oysa gülmek güzel bir şey...
Gülmek bence de çok güzel. Artık kahkaha yogaları çıktı. İnsanların bir şekilde mutlu olmaları, gülmeleri gerekiyor. Bu demek değil ki her gülen mutlu, işleri yolunda. Değil ama gülmek en azından sıkıntıları azaltır. Benim bir elim yağda, bir elim balda değil ki. Ama adeta mutluluk böceği gibi sürekli serotonin salgılıyorum. Hatta bir de haber çıkmıştı; günde en az 10 dakika gülünce 300 kalori mi ne veriyormuşsun. Gazetede bunu okuyunca, “Palavracılar” dedim içimden, şayet öyle olsaydı benim şimdiye kadar incecik olmam gerekirdi!

Programda komik bir şey olunca gülüyorsun. Ancak sinir bozucu bir şey olduğu zaman da seni gülerken görebiliyoruz.
Doğru gözlemlemişsiniz. Gülüyorum. Ama o sinir gülmesi. Yani gülmelerin arasında fark var. Neşeli kahkahalar, sinirli kahkahalar, eleştirel kahkahalar. Artık izleyiciler de tahmin ediyorum ki gerçekten ya da sinirden güldüğüm zamanı anlıyor.

Güleç yüzlü olduğu için Saba Tümer’i istismar etmeye kalkanlar oluyor mu?
Bazıları samimiyet ile laubalilik arasındaki ince çizgiyi tutturmayı beceremiyorlar. Fotoğraf çektirmek isterken pat diye kolunu omuzuma atıveriyor. Ben de anında ve sert bir şekilde “Kolunu omuzumdan çeker misin?” diyorum.

RTÜK’ten uyarı ya da ceza aldın mı hiç?
Aldım, evet...

Mantıklı bir nedenden mi geldi bu uyarı ya da ceza?
Programıma Didem Erol gelmişti ve onun söylediği bir söz yüzünden uyarı aldım.

Didem Erol, “Sevgilimle uzun süre ayrı ülkelerde kalıyoruz. Bu adam bir yıl boyunca otel odasında beni düşünerek kendisiyle oynayacak değil ya!” demişti. Bu yüzden mi ceza geldi?
Yok, ondan öncesinde yine konuk olmuştu. Ama neydi tam olarak hatırlamıyorum şimdi. Süt sağmakla ilgili bir söz söylemişti galiba. Hatırlayamadım, çok komikti. (O hatırlamadı ama ben araştırdım ve programdaki o ilginç diyalogları buldum. Buyrun okuyun: Didem: Şimdi erkekler de uyandı kardeşim. Diyorlar ki ‘Biz bedava süt alıyorsak ineği niye satın alalım?’ Öyle de bir durum var. O yüzden arada süt vermeyi keseceksin. Saba: Didem, çok komik kadınsın sen. Didem: Arada bir görüneceksin, arada bir süt vereceksin, o süte bağımlı hale getireceksin ki, onu çektiğin zaman adam ‘Allah Allah’ diye kalacak böyle.)

Sohbet sırasında RTÜK’ü düşünür müsün ya da aman RTÜK kızmasın diye dikkat ettiğin olur mu?
Bir konuk kalkıp da herhangi bir şekilde marka ismi verince sorun oluyor. O şekilde isim geçirmek reklama girdiği için yasak oluyor ve onu düşünüyoruz, dikkat ediyoruz. Ama yani normal bir sohbet içerisinde “Aman o ne der” diye düşünürsen, zaten hiçbir şey konuşmamak gerekiyor.

Seyirciyi en çok cezbeden ne oluyor peki, komedi, seks, dram, gözyaşı… Hangisi?
Cinselliğin konuşulması genelde iş yapıyor. Haydar Dümen’in kitap tirajlarına bakabilirsiniz. Seksle ilgili kitaplar da çok satıyor. Çünkü gerçekten çok fazla ve net bir şekilde konuşulamıyor bu konular. Ne kadar konuşursan konuş, daha bir sıkışıp kalıyorsun. Fıkralarımız bile genellikle cinsellikle ilgili oluyor. O yüzden bir şekilde merak uyandırıyor. Normalde erkek erkeğe ya da eşleriyle birlikte bile otursalar, muhakkak cinsel bir espri yapılır ve o konulara girilir.

Belki de toplum olarak yıllardır yıkılamayan tabuların getirdiği bir baskı var ortada...
Aynen öyle. Yurt dışında da böyle olduğunu zannediyorum. Cinsellik iş yapıyor. Mini etekli, göğüs dekolteli bir kadın ya da yakışıklı bir adam dikkat çekiyor. Seks kesinlikle iyi satıyor.

Biz hep gülen Saba Tümer’i izliyoruz. Kahkahalarıyla keyifleniyoruz. Peki, genelde kamera arkasında da hep böyle güler misin, yoksa parçalı bulutlu olduğun zamanlar var mıdır?
Ben aslında parçalı bulutluyum. Hep böyle kahkaha atmıyorum. Ancak olmayacak bir şeye de gülebiliyorum.

Kızdığın, öfkelendiğin anlarda ne yaparsın?
Ooo, bağırırım. Bir kere, bir erkek arkadaşıma televizyon kumandası atmışlığım var. Nasıl attığımı da anlamadım. Kumanda bir an için elimdeydi, sonrasında onun kafasındaydı.

Bir şey olmadı inşallah...
Kumandaya mı! (birlikte gülüyoruz)...

“Mutlaka Tarkan’ı programıma çıkartmam gerekiyor” demiştin...
Ehh, gelirse Tarkan için iyi olur elbette (gülüyor).

Konuklarını konuşturmak için nasıl bir yöntem uyguluyorsun? Bu sırrı açıklamam mı diyorsun?
Ayol yok öyle bir sır. Zaten her şey kendiliğinden, o sıcaklık ve samimiyet içerisinde oluşuyor. Bir anda, ya gidiyor ya gitmiyor.

Saba Tümer
SAÇ Nuri Köklü, MAKYAJ Sevgi Demirel - M.A.C Event Team

“Okan Bayülgen ‘Çok güzel gülüyorsun, rahat rahat gülsene’ demişti. Şimdi de ‘Bu kadar da değil’ diyor”

‘Fingirdeşmeyi seviyorum’

Elbise (Joseph) BEYMEN
Gerdanlık DAMAS
Kürk PUNTO

“İlişkilerimi eğlenceli bir şekilde yaşamayı seviyorum. Aşk yaşarken cilveleşmeyi, fingirdeşmeyi çok severim. Oradan beslenirim çünkü”

Ayakkabılar SERGIO ROSSI
Küpeler DAMAS
Palto PUNTO
Yüzük DAMAS
Ayakkabılar LOUBOUTIN

Yüksel ŞENGÜL
Fotoğraflar: Ozan KUTSAL


Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Sevimli Tehlikeli oyuncularının Hafta Sonu çekimi

0:00 Play

Demet Akalın röportajı kamera arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik